Yurtdışından Kartpostal Almak

Yurtdışından Alışveriş

Neredeyse son 5 yıldır sürekli yurtdışındaki arkadaşlara kartpostal gönderen biriyim. Bunun üzerine 5 aydır da postcrossing sitesine (dünya geneli kartpostal değişim sitesi) üye olmamla birlikte gönderecek farklı kartpostal bulamamaya başladım. Online kartpostal satın alacak site ararken karşıma cardinbox.net sitesi geldi. Türkiye'den daha önce alışveriş yapan kişilerin olduğunu görünce ben de kartpostal almaya karar verdim. Site Rusya'dan gönderim yapan ve sadece kartpostal,zarf vb. şeyler satan bir yer. Kartpostalların tasarımları gerçekten güzel. Türkiye'de aynı kalitede kartpostala göre fiyatları çok uygun. Normal tane satış fiyatları yaklaşık 1 lira civarında. Kargo ile birlikte eğer benim gibi 18 tane alırsanız 1.5 lira civarında elinizde olmuş oluyor. Eğer fazla miktarda alırsanız bu fiyat daha da düşecektir. Çünkü gönderim ücreti 1 kartpostalın da 50 kartpostalın da aynı. Yurtdışı kargo ücreti 230 Ruble olarak ödüyorsun. 1 TL ise 16 Ruble'ye denk geliyor. Özellikle belirtmek istiyorum ki , ambalajlamaları gerçekten çok iyi. Kat kat naylon poşet ve kurdele ile bağlamışlar. Üstüne de bir tane sallama poşet çay paketi koymuşlar :)


Sayfaya sağ üst köşede bulunan Create an account'a tıklayıp açılan yerde Kullanıcı adınızı, Email adresinizi, Şifrenizi yazarak üye olabilirsiniz. Daha sonrasında shipping adresinizi kaydederek profiliniz oluşmuş oluyor. Yabancı bir site olduğu için adres altına Turkey yazmayı unutmayın. İstediğiniz kartpostalları buy( satın al) dedikten sonra sağ üst köşede sepetinizde gözükecektir. Next (ileri) diyerek bilgilerinizi onaylamış oluyorsunuz. En sonunda ödeme yöntemi gelecektir. Türkiye'de paypal ödeme yöntemi kullanamadığımız için master/visa seçeceğiz. Türkiyedeki kredi kartları ve bankamatik kartlarını kullanabiliyorsunuz. Fiyatlar Ruble olarak yazıyor. TL'ye denk düşen kısım kesinti olmadan hesabınızdan çekiliyor ( 1 TL=16 Ruble). Satın aldığınızı ürünler takip numarası ile 3-4 haftada elinizde oluyor. Yalnız nedenini bilmiyorum ama takip numarasından kargonun yerini kaydedilmediği için göremedim. Satın aldığım kartpostalların bazılarını aşağıdaki fotoğraflarda görebilirsiniz.



Not: Yurtdışından gümrüksüz alışveriş limiti 30 Euro'ya düştü. Yani 30 Euro'dan az bir fiyata satın aldığınız ürün için gümrükte ek vergi ödemezsiniz.

Bir Kahvenin Kırk Yıl Hatırı Vardır

Kahve

Kahve içmeyi seviyoruz. Çoğumuz güne bir fincan kahve içerek başlıyor. Kahve, arkadaşlarımızla hoş bir sohbet yanında ya da sabah kalktığımızda uykumuzu açmak için ideal bir içecektir. Dostlukların yapı taşıdır. Birbirimize sözler verirken bile bir kahveni içeriz artık veya bir kahve borcun olsun deriz.

Kahvenin keşfi Etiyopya'da Kaldi isminde bir çobanın keçileri güderken gördüğü değişiklikler ve ne olduğunu öğrenmeye çalışması sonucu ortaya çıkmış.

Kahvenin Osmanlı imparatorluğuna geliş tarihi kesin bilinmemekle birlikte, bazı tarihçiler tarafından ilk defa 1519 yılında I.Selim'in Mısır seferinden sonra İstanbul'a geldiği belirtilmektedir. Diğer hikayeye göre ise 1543 yılında Kanuni Sultan Süleyman döneminde Yemen valisi olan Özdemir Paşa tadını beğendiği kahveyi İstanbul'a getirmesi ile ilk tanışma oluyor. Kahvenin gelmesi ile ilk kahvehanenin açılması arasında yaklaşık 30 yıl gibi bir süre vardır. Başlangıçta özellikle gelir düzeyi yüksek ve okuryazarlar tarafından tüketilen kahve, hızla tüm İstanbul'a yayılmış ve çok sayıda kahvehane açılmıştır. Günümüzde ise dünyada petrolden sonra ticaret hacmi en yüksek 2.ürün olmuştur.

Kahve, antioksidan kaynağı olması, konsantrasyon yeteneğini artırması, alzhemer hastalığını önlemesi, şeker hastalığı riskini azaltması gibi pek çok faydası vardır. Faydalarından ziyade bizde bir kahvenin kırk yıl hatırı vardır. Şöyle güzel bir hikayesi de var.

Vaktiyle İstanbul'da Yemiş iskelesine bir gün bir yeniçeri gelir. Yeniçeri tüm müşterilerine benden bir kahve yap, fakat şu köşede oturan Rum gemi kaptanına yapmamasını söyler. Kahveci herkese kahve yapar, verir. Sonra iki kahve alıp Rum'un yanına oturur. Kahveci, biz de seninle içelim, der. Yeniçeri, ben sana o kafire kahve yapma demedim mi? diye çıkışır. Kahveci "Kaptana yaptığım kahve senden değil, ocaktandır ağa!" cevabını verir.
Aradan 40 yıl geçer ve kahveci savaşta esir düşer. Kahveciyi tanıyan Rum kaptan kendisine kırk yıl önce kahve ikram eden adamı unutmaz ve ona yardım eder.

Ayrılık da Sevmektir

özlem

Ayrılık, tek bir kelime fakat insanı son derece yıpratanan hayatın bir gerçeği. Ama hangimiz sevdiğimiz eşimizi, dostumuzu veya ailemizi bırakıp uzaklara gitmedik? Burada özlenen ve özleyen olarak iki kişi vardır. Her iki taraf birbirine sevdiğini söyler. Ayrılık vakti gelmiştir bile. Ayrılık zor elbette.. Geride kalana da gidene de zor.. Arkada kalanların sizi özlediklerini duymak ayrı bir mutluluk, bir o kadar da üzücüdür. Seven sevdiğinin iyiliğini ister. Bu nedenle sessiz bir bekleyiş vardır. Bekleyişler ve özlemler yerini mektup kağıtlarına bırakır. Basit bir şarkı bile bizi hemence üzmeye yetebilirken, ayrılık gerçeği insanı üzmesi garipsenmeyecek şekilde normaldir.

İnsan nelere alışmaz. Hayatta yapmam dediklerine, alışmam dediklerine kolayca alışıyor. Alıştıkça insan kendine şaşıyor.

İnsan zanneder ki ayrılıklar hep acı olmalı.. Zanneder ki ayrılıklar hiç bitmeyecek. Oysa bir bilseler sevmeyi, işte o zaman ayrılığı da tanıyacaklar. Ben akşamları oturup seni düşünebilmeyi, duvardaki fotoğrafına bakıp iyi olduğunu bilmeyi sevdim. Burada Senin için en doğrusu budur deyip kabullenmeyi öğrendim. Gerçekten ben burada iyiyim aklının burada kalmamasını ve seni senden çok seven biri olduğunu bilmeni istedim.

Atilla İlhan'ın dediği gibi, ayrılık sevdaya dahil. Kısacası, Ayrılık da sevmektir.

Y.A

BLOGGER #MIM 2017'ye DOĞRU HAYALLER, DİLEKLER VE HEDEFLER


Beni mimlediği için güzide blog yazarı Cafe Tigris'e teşekkürlerimi iletiyorum. Haydi o zaman ben de bu güzel mimi cevaplamaya başlayayım.

1-Kimse mükemmel değildir ama yine de eksikleri düzeltmek mümkün. Huylu huyundan geçmez mi dersin? Yoksa şu huyumu değiştirsem hiç fena olmaz mı? Nedir o huyun? 2017 için kendinde değiştirmek istediklerin neler?                                                                                                                                                
Kimse mükemmel değildir. Mükemmellik, inananlar için sadece Allah'a has bir özelliktir. İnsan hata yapmasaydı zaten o kişiye insan denmezdi. İnsan hata yapar fakat sonrasında ders alıp tekrar aynı hatayı yapmaz, yapmamalı. En azından eksiklikleri düzeltmek için biraz çaba göstermeli. Ben de çaba göstermeye çalışıyorum. Eksiklik mi denir yoksa takıntı mı denir bilmiyorum ama ben bir işe başlayınca o işi bitirmeliyim. O işin yarım kalması beni sürekli rahatsız ediyor. Başka şey yaparken bile sürekli aklıma gelir. Basit bir örnek verecek olursam, bir kitabı okumaya başlamışsam aynı zamanda ikinci kitaba başlayamam.

2-Meşhur Alaaddin'in Sihirli Lambası oldu ya kucağına düştü. Ve tabi ki 3 dilek hakkı verdi. Dikkatli düşün, klavyenden çıkan her cümleyi gerçeğe dönüştürebilir. Ne dilerdin?                                                                                                                                                   
3 dilek hakkım olsa birini kendime, diğerini sevdiklerime, sonuncusunu ise dünya için kullanırdım. Karar vermekte aceleci biri olmadığım için kendi hakkım biraz kenarda dursun derdim. Diğerlerini çevremdeki sevdiğim insanların mutlu olması için ve dünya barış, huzuru için bekletmeden kullanırdım.

3-Şimdi gerçek hayata dönüyoruz, evin, çocukların, kendin, kedin.. için yeni yılda neler yapmak var aklında? Şimdiden düşünelim ki, yeni yıl kapıda hazırlıksız yakalanmayalım :)                                                                                                                                                            
Yeni yılda önce düzenli, güzel ve istediğim alanda bir işe girmek istiyorum. Mühendislik mezunuyum ve yüksek lisansta da tez dönemindeyim. Ayrıca dünyayı gezmek gerçekten çok istiyorum. Hem iş hem de gezmek aynı anda olmayacağı için bu hayalleri biraz ertelemek gerekecek. Kimbilir belki ileride bu planı iki kişi olarak gerçekleştirebilirim.

4-Piyangodan büyük ikramiye çıksa hepimiz dünyayı gezeriz değil mi? Sen neler yapmak isterdin? Bir de şöyle düşün, o istediklerin için çok  para şart mı? Belki de değildir.                                                                                                                                          
Piyangodan bana ikramiye çıkmaz çünkü hayatımda hiç piyango bileti almadım. Almayı da hiç düşünmüyorum. Hiç emek göstermeden bir insanın bir anda çok fazla parası olması akıl sağlığını bozar. O para hayır da,  mutluluk da getirmez. Sağlığın ve sevdiklerin yanında olsun zaten yavaş yavaş isteklerin gerçek olur.

5- Para para para. Para harcamadan da gerçekleştirebileceğin hayallerin vardır elbet. Haydi onları da paylaş, bekliyoruz.                                                                                                      
Öncelikle her işin başı sağlıktır. Sonrasında insanlara sürekli tebessüm ederek ve size yapılan iyiliklere teşekkür ederek gerisi kolayca gelir. Yeter ki insanın yanında sevdikleri olsun..


2016 Yılında Dikkatimi Çeken Blog Yazıları


Merhaba samimi blog yazar ve okurları,
Blog yazarak, okuyarak bir yılı daha acısı ve tatlısı ile bitiriyoruz. Yeni yıla girerken arkamıza dönüp son bir kez daha bakarak 2016 yılı içinde paylaşılmış güzel blog yazılarını sizlere hatırlatmak istedim.  Aklıma gelen güzel blog yazılarını sizlerle aşağıda linkleri ile birlikte paylaşacağım. Bazılarını daha önceden okumuş olabilirsiniz, belki de ilk defa göreceksiniz. Unutmayın ki, bloglar yazdıkça çoğalır okundukça değerlenir. Takip ettiğim 200'den fazla blog yazarlarının hepsine yazdıkları yazılar için teşekkür ederim ve kalemlerine sağlık diyorum. Blog yazılarının devamının gelmesini diliyorum. Ayrıca blogumu ve blogger arkadaşlarımı takip etmeyi unutmayın. Yorumlarınız her zaman önemlidir. İyi okumalar..

Cafe Tigris                     : Bir Bahar Akşamı
Acemi Demirci              : Dağların Arasında Taş Dantelden Bir Siluet: İshak Paşa Sarayı 
Sade ve Derin                : İlk Aşk
Gökhan Tekin                : İstanbul'u Gezdim ve Güzel Yürekli Bir İnsan Tanıdım
Kafası Karışık Blog       : Hayatımın Fon Müziğiydin Leonard Cohen 
Ece Evren                      : Aşk İki Kişiliktir   
Dilek Eren:                    : İyi ki Doğduk Sevgili Blogcuğum
Mutluluğun Peşinde      : İzmir Kahve Festivali 2016
Evren Günlüğü              : Atıf Ünaldı Söyleşisi + Vlog 
Her Şeyden Konuşmalı : Önce İcat Edildi, Sonra Unutuldu!
Mustafa Sönmez           : Anlat Hadi (Kalbinin Sesini Dinle)
Kelimeler Benim          : Senden Korkmuyorum
Değmesin Yağlı Boya   : Blogumu Kapatmak İstiyorum Diyenlere
Berika'nın Günlüğü       : Bir Şair Padişah/ Genç Osman (Farisi) 
Begonvil Sokağı            : Hayatlarımız Hikaye Olmuş


YOLO Dünyası için Geri Sayım Başladı!

YOLO Dünyası için Geri Sayım Başladı!

haydar-colakoglu-yolo-uygulama
Ulaşımda En Pratik Yol O!  sloganı ile yola çıkan ve Uber’in karşılaştığı en güçlü rakip olan girişim YOLO için geri sayım başladı. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de yoğun ilgi gören şehir içi, konfor ve kaliteyi birleştiren yolculuklar sağlayan platformlara bir yenisi daha ekleniyor. Kısa süre içinde hayatımızda farklı bir yer edinmeyi hedefleyen girişimin adı YOLO.
YOLO, şehir içinde lüks segment araçlar ile şehir içi VIP taşımacılık hizmeti veren ve sektöre çok iddialı girerek diğer rakiplerine nazaran çok farklı iş modeli ve kazanç vaat eden bir mobil uygulama. Dünyada Uber modeli olarak bilinen mobil uygulamanın Türkiye versiyonu olarak planlanmış olan YOLO, uzun süren Ar-Ge çalışmaları sonucunda ortaya çıkmış.
YOLO’yu dünyadaki benzerlerinden farklı kılan en önemli özellik TR’de hukuksal altyapısının sağlamlığı ve farklı kazanç modelleri. YOLO, hem kullanıcılara, hem de iş ortaklarına sağladığı yeni nesil bir iş modeli ile kısa sürede yola çıkıyor.
haydar-colakoglu
YOLO, TEB Holding ve Çolakoğlu Grup Yönetim Kurulu Üyesi Haydar ÇOLAKOĞLU başkanlığındaki güçlü yatırımcı ve yönetim kadrosu ile de dikkat çekiyor. Yönetim kademesindeki 12 kişilik tecrübeli ekibin, 1 yıl süren çalışmaları sonucu ortaya çıkardıkları YOLO, şehir hayatına yeni bir soluk getirmeyi planlıyor.
haydar-colakoglu-teb-genel-mudur
Ulaşımdaki zorlukları keyif ve konfor ile çok uygun koşullarda sunmayı hedefleyen ekip adına konuşan YOLO Yönetim Kurulu Başkanı Haydar ÇOLAKOĞLU şunları söyledi;
“Günümüzde temel ihtiyaçlarımızdan biri olan şehir içi konforlu seyahatin hızlı, güvenli ve ucuz olarak sağlanabilmesi başlangıç noktamızdı. Bununla birlikte, kayıt dışı kalan birçok seyahatin kayıt altına alınarak vergilendirilmesi, sektörde hukuksal altyapının sağlamlaştırılması yeni düzende yeni normallere alışan bizler için çok önemli. İşlerimize teknolojiyi en verimli şekilde entegre etmek hem kullanıcılarımıza hem de iş ortaklarımıza yüksek kazanç sağlayacaktır.
YOLO yüzde yüz yerli yapım bir uygulamadır. Amaçlarımızdan biriside bu iş modelini hızlı bir şekilde ülke dışında da kullanılan bir marka yapmaktır. YOLO’nun temel felsefesi bundan ibarettir.
Kendi kurucularımızın sağladıkları desteklerin yanında, henüz başlangıç aşamasında iken Los Angeles merkezli bir yatırım şirketinden 16 milyon dolar değerleme ile bir kısım yatırım aldık. Kendileri ile yaptığımız çalışmalar sonucunda da “you only live once” baş harflerinden oluşan YOLO isminde karar kıldık. Bunun yanısıra Los Angeles, San Francisco, Londra ve Zürih merkezli yatırımcı grupları ile de görüşmelerimiz devam etmekte. Bu güç birliği platformu ile hem UBER gibi bir dünya devine rakip olacak, hem de Türkiye’den bir dünya markası çıkartabilmek için çalışacağız.
haydar-colakoglu-yolo-turkiye
Başlangıç gününde 300’ün üzerinde araç ile hizmet verecek olan YOLO ile kullanıcılar, tek tuş ile araç çağırabilecek, ulaşım ücretlerini kredi kartları ile ödeyebilecekler. Araçta unuttukları herhangi bir eşyanın güvende olduğunu bilecekler. Yıl sonu hedefimizde 1000’i aşkın araçla hizmet vermek var.
Bu uygulamaların yanısıra yolcularımızı çok özel kampanyalardan da faydalandıracağız. Farklılıklarımız, ilk günden bu ayrıcalıklar ile görülecek. Kasim ayında acilacak beta surumu ile İstanbul`un bazi seckin mekanlarinda yapilacak test surusleri ile hizmete baslayacak olan uygulama üzerinden özellikle tanıtım günlerimizde kayıt yaptıran yolcularımıza 15 Aralık - 4 Ocak tarihleri arasında ücretsiz ulaşım hakları, çeşitli promosyonlar sağlayacağız. Açılışa özel bu kampanya gibi birçok büyük kurumdan da kampanya desteği alan YOLO ile yolculuklarınızın standartları değişecek. YOLO’yu hepinize tavsiye ediyorum. YOLO dünyasına hoş geldiniz.”
GooglePlay ve AppStore dan indireceğiniz uygulama sayesinde YOLO dünyasında siz de yerinizi alın. Detaylı bilgi ve iletişim için www.yolo.com.tr adresinden YOLO’ ya ulaşabilir @yolo_turkiye Instagram adresinden de takip edebilirsiniz.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Kartpostalın İzinde | Redang Adası ve Beyaz Rusya Milli Kütüphanesi

Karpostalın izinde başlıklı yazı serimin üçüncüsü ile karşınızdayım. Bu başlık altında yurtdışından bana gelmiş kartpostalları görmekte olacaksınız. Dünyanın dört bir yanından kartpostallar geldikçe sizlerle geldiği yerin hikayesi ile birlikte paylaşacağım.
Redang Adası
Malezya'dan Gelen Kartpostal
Bahsedeceğim ilk kart Malezya'nın başketi Kuala Lumpur'dan elime ulaştı. Kartpostalın üzerinde Redang adasından bir kesit var ve plajda çocuklar denize doğru koşarken görülmekte. Ne yalan söyleyeyim Redang adasını ilk defa duyuyorum. İnternetten hemen haritasına baktım. Ada, Malezya yarımadası'nın doğusunda bulunuyormuş ve ülkenin en güzel turistik yerlerinden biriymiş. Redang adası berrak deniz suları ve kumsallarıyla ünlü olduğu kartpostalın üzerinde yazıyor. Denizi çok temiz olduğu için turistler buraya dalış için gelmekteymiş. Konaklamak için lüks otellerin bulunması daha cazip bir yer haline getirmiş. Doğal alanlar korunduğundan ve çok kumsal alana sahip olduğu için su kaplumbağalarını rahatlıkla ada çevresinde görebilirmişiz. Açık denize sahip olduğundan köpek balıklarını da görebilirmişiz. Bence tatile Maldivler ve Hawaii adalarına gitmeyi düşünenler için güzel bir alternatif.
Redang island
Malezya Redang Adası
İkinci kartpostalda ise Beyaz Rusya'nın Minsk şehrinden geldi. Kartpostal üzerinde Minks şehrinde bulunan Beyaz Rusya Milli kütüphanesi resmi bulunmakta. Kütüphanenin değişik bir mimarisi var. Binanın önünde Belarus’un ilk matbaacısı Franzysk Skaryna’nın bronz anıtı yer almaktaymış. Dünyanın en büyük kütüphanelerinden biriymiş. Ayrıca, 1922 yılında kurulmuş tarihi bir kütüphane olması kartpostal üzerine resiminin basılmasına önemli bir sebeptir. Yalnız fotoğraflarda gördüğüme göre 94 yıllık bir kütüphaneymiş gibi görünmediğini belirtmeliyim.
Beyaz Rusya Milli Kütüphanesi
Beyaz Rusya'dan Gelen Kartpostal

Kaktüs ve Ben


Odamın bir köşesinde duruyor. Kendisini bolca çiçek açan bitkilere tercih etmişim. İkimizde kendi halimizde takılıyoruz. Birbirimizi unuttuğumuz günler oldu, yanı başıma alıdğım günler de oldu. Ama o her şeye rağmen bana küsmedi. Zaman hızlı geçmiş ve tam beş yıl olmuş evime alalı.

Evet, bir kaktüsten bahsediyorum. Evinizde kaktüs yetiştirmek isterseniz yazımı okumaya devam edebilirsiniz. Kaktüslerin ömrü uzundur. Soğuğa ve sıcağa dayanıklıdır. Yalnız fazla su verirseniz onu ölüme terk etmiş olursunuz. Sulamasını yaparken arada bitki besini de vermeyi ihmal etmiyorum. Güneşi pek sever. Yetiştirene zahmet vermeyen bir bitkidir. Ayda bir sulamanız bile yetecektir. Kaktüsün büyümesini görmek biraz sabır ister. Düzenli bakarsanız yılda bir kez çiçek açacaktır. Eğer o da sizi severse yılda 3-4 kez çiçek açabilir.
Kaktüsü İlk aldığım zamanlar
Kaktüsümü ilk aldığım sene bir kez çiçek açtı. Şimdi ise 3-4 ayda bir çiçek açtığını görüyorum. İlk aldığım zaman küçüktü kendisi ve tabii ki saksı da. Büyüdüğünü görünce saksılarını değiştirin. Bu sayede toprağı havalanmış olur. Daha büyük saksıda daha kolay büyümesini sağlarsınız.

Son olarak, "neden kaktüs aldın?" diyenler oluyor. Aslında hiçbir nedeni yok. Yağmurlu bir kış gününde hızlıca evime gitmeye çalışırken yol kenarındaki çiçekçi dükkanının tezgahında gözüme denk geldi. Tek başına küçük bir bitki duruyordu. Sorgusuzca çiçekçiye girip kaktüsü aldım. Yani bir kaktüs alma düşüncesi bile yok iken, bir kaktüsüm oldu.
Kaktüsün Son Hali

Fantastik Canavarlar Nelerdir, Nerede Bulunurlar?

Fantastic Beasts and Where to Find Them

Harry Potter serisinin ilk kitabı 1997 yılında piyasaya çıkmıştır. Gün geçtikçe ve serinin yeni kitapları çıktıkça dünya genelinde Harry Potter sevgisi artarak devam etti. Bu sevgi Yapı Kredi Yayınları’nın 2001’de bastığı ilk Harry Potter ve Felsefe Taşı kitabı ile ülkemizde de artmaya başladı. Harry Potter serisinin son filminin çekilmesi ile bu heyecan son buldu diye düşünülmeye başladı.

Fantastik Canavarlar Nelerdir, Nerede Bulunurlar?, J.K Rowling'in kaleminden çıkan başarılı Harry Potter serisinin dünyasında geçen kitaptan uyarlama bir film. Hikayesi Harry Potter dünyasının tam 70 yıl öncesine uzanan ve Newt Scamander adlı hayali bir karakterin hikayesini anlatmaktadır. Film,  bizi 1926 yılının New York'una götürüyor. Newt Scamander, Fantastik canavarlar hakkında bir günce tutmaktadır ve daha sonra bu tuttuğu günceyi bir kitaba çevirmeyi düşünen bir kaşiftir. Canavarlar ile ilgili bir konu nedeni ile Scamander New York'a gelir ve çantasını başkasınınki ile karıştırır. Bu sayede serbest kalan canavarları tekrar çantaya sokabilmek için çalışacaktır.

Fantastik Canavarlar Nelerdir, Nerede Bulunurlar?

"Harry Potter" son dört filminin yönetmenliğini üstlenmiş olan Davit Yates bu filmin de yönetmeni. Genç kaşif yazar Scamander rolünü Oscar ödüllü oyuncu Eddie Redmayne üstlenirken, filmin kadrosunda Ezra Miller, Colin Farrell, Katherine Waterston,Alison Sudol, Dan Fogler, Samantha Morton da yer alıyor. Film, 18 Kasım'da vizyona girdi ve hala vizyonda bulunmakta. Filmi beğenerek izlemeniz dileğiyle.

"Fantastik Canavarlar Nelerdir, Nerede Bulunurlar?" filminin fragmanı

Osmanlı Posta Pulları


Osmanlı'da ilk modern posta teşkilatı 1840 yılında posta nezareti (bakanlık) adı altında kurulmuş. Aynı yılda ilk posta pulu Birleşmiş Krallık'ta kullanılmaya başlamıştır. Osmanlı devleti, ilk posta pulunun basımı ve kullanımı 1863 yıllarına dayanmaktadır.  Tarihe bakıldığında Osmanlı devletinin bu konuda geç kaldığını düşünebilirsiniz, ama gerçek hiç te öyle değil. Asya'da yapışkan posta pulu basan ikinci bağımsız ülke Osmanlı Devleti oldu (Rusya'dan sonra). İlk basılan pulun üstünde dönemin padişahı Sultan Abdülaziz'in tuğrası ve tuğranın altındaki hilalde "Devlet'i Aliye-i Osmaniyye" yazıyordu.
Sultan Abdulhamit Stamp
1893 yılında basılmış Osmanlı Puluna örnek
 (Sade tasarımlı ve 2.Abdulhamit tuğralı )
Alt kısmında Fransızca olarak deux piastres (2 dolar) yazmakta
1863’ten 1913 yılına kadar olan dönemde posta pulları üzerinde padişahların tuğraları yer almaktadır. Sadelik ve tekdüzenlik hakimdir. 1913 yılından itibaren Osmanlı pulları üzerinde mimarlık yapıtları görülmeye başlanmıştır. Osmanlı'nın son zamanlarında ekonomik bunalımlar ve savaşlar nedeniyle zor dönemler geçirdiğinden görkemli pullar basılamamıştır. Bir bakıma ülkenin durumu pullarına da yansımıştır. Bu nedenle, 1914 yılında bu durumu ortadan kaldırabilmek için posta pullarının görkemli olması ve dışarda basılmasına karar verilir.

14 Ocak 1914 yılında 5. Sultan Mehmet tarafından bastırılan 1. Londra Posta Serisi ile ilk İstanbul temalı Osmanlı posta pulları basılmaya başlamıştır. İngiltere'de basılan bu pulların nakışlarını Mimar Muzaffer Bey yapmıştır. Türkçe tezyini (süslemesi) Hattat Mehmet Bey gerçekleştirmiştir. Londra'nın Wilkinson matbaasında, o dönemin dünya pulları kalitesinde basılmıştır.
The Ottoman Empire joined the General Postal Union
İmparatorluk basımı: 1880 (1)
(1) Bu pul ülkenin adını ve değerini Arapça olduğu kadar batı karakterlerinde taşıyordu. Pul 1880 yılında basıldı. Uçları yukarıya doğru olan Arap elyazısıyla çevrilmiş Osmanlı İmparatorluğu Posta Servisi "Post of Ottoman Empire" yazılı bir hilali içeriyordu. En alt kısmında batı rakamıyla yazılı 20 rakamı ve paras (para) yazısı bulunmaktaydı. Orta kısmındaki etiket üzerinde EMP: OTTOMAN (Osmanlı İmparatorluğu) çalışması vardı. İlk başta Dünya Posta Birliği ülkeleri içinde kullanılması planlanıyordu. Bu nedenle 1876'da 1890 yılına kadar imparatorluk yazılı değişik tasarımda posta pulları basıldı. Fakat sonraları resmi olarak yurt içi kullanımına da sunuldu.
İmparatorluk Posta Pulu
4 dilli Osmanlı pulu (2)
(2) Osmanlı çok uluslu bir imparatorluk olmasının etkisini bu pulda görebilirsiniz. Pulun üzerinde 4 farklı dilde "Doğu Rumeli" yazısı bulunmakta. Bu diller Türkçe, Fransızca, Yunanca ve Bulgarca'dır. Bu yazılar yazılırken Arap, Latin, Yunan ve Kiril alfabeleri kullanılmıştır.
Column of Constantine Ottoman Stamp
Sürşajlı Osmanlı pulu (3)
(3) Öncelikle pulculuk terimi olan Sürşaj; bir sayının, kelimenin yerine geçmek için üzerine başka bir sayı veya kelime basma işine denir. 1. Dünya savaşının çıkması ve zorunlu tasarrufun başladığı bu dönemlerde yeni pullar çıkarılamamış. Bunun yerine eldeki pulların fiyatları değiştirilerek tekrar piyasaya sürülmüştür. Üstteki resimde sürşajlı pula bakıldığı zaman 4 para değerinde olan pul piyasaya 5 para olarak tekrar sunulmuş. Resimde ise İstanbul'da bulunan Çemberlitaş Sütunu var. 
Rumeli Fortress Stamp
Rumeli Hisarı Osmanlı Pulu, 1914 (4)
(4) Bu pul 1914 yılında bastırılan ilk İstanbul temalı pul serisinden. Pullar yurtdışında basılmaya başladıktan sonra pullar resimli ve daha çok İstanbul teması içermektedir. Üstteki gördüğünüz pul buna güzel bir örnektir.
General Post Office in Constantinople Stamp
İstanbul Genel Posta Ofisi Osmanlı Posta Pulu, 1913 (5)
Sürşajlı Posta Pulu
Erörlü ve Sürşajlı Osmanlı pulu, 1913 (5)
(5) Üstteki iki resimde aynı posta pulunu görmektesiniz. Bu mavi renkteki posta pulunda, İstanbul'daki genel posta ofisinin resmi var. Bu pul serisi 1913 yılında basılmış. Fakat bunlardan biri normal basılmış. Diğeri ise hem sürşajlı hem de erörlü. Erör, değerli kağıtların basılmaları veya zımbalanmaları sırasında meydana gelen hatadır. İkinci posta pulunda erör olarak baskı kayması olmuş. Sürşaj olarak ise ayyıldız içinde hicri 1331 yılını kırmızı mürekkep ile basılmış. Yani bu 1913 yılına denk gelmekte. Tahminimce, erörlü posta pulunun kullanılması için basıldığı yıl ile tastiklenmiş.
Osmanlı Posta Pulu
Edirne Selimiye Camisi Osmanlı Pulu, 1913 (6)
(6) Son resimdeki posta pulunda, Edirne Selimiye Camisi resmi bulunmakta. Dikkat ederseniz pul üzerinde "Andrinople" yazıyor. Edirne'nin eski ismi Andrinople olduğunu olduğunu öğrendim. Fransızca "Ottomanes Postes" yazısı dikkatinizi çekmiştir. (Osmanlı postası)

Osmanlı'da posta teşkilatı için yapılan bu çalışmalar günümüz Türkiye'sinin postacılık tarihini ve posta pullarının temelini oluşturtuğundan ayrı bir önem teşkil etmektedir. Yalnız bu konuda kısıtlı kaynaklarımızın olduğunu üzüntü içinde belirtmek isterim. Varsa bile internet üzerinden bilgi paylaşımı pek olmamış. Bu nedenle bazı Osmanlı pulları hakkında bilgileri öğrenmek için yabancı kaynakları araştırmak zorunda kaldım.


*Pulların fotoğrafları kendi pul koleksiyonumdan alınmıştır.