Kartpostalın İzinde | Fuji Dağı


     Mektuplaşmak samimiyetin, saygının, özlemin, sevginin ve geleceğe yönelik hayallerin zaman kaygısı olmadan ifade edilmesidir. Kısaca karşıdakine "İkimiz bir arada değiliz ama aklım hep sende." demenin bir yoludur. Kartpostallar ise mektuba görsellik katar.

      Teknolojinin gelişmesiyle bayramlarda, yılbaşlarında, doğum günlerinde kart atma geleneği maalesef unutulmaya yüz tuttu. "Bir zamanlar kartpostallar vardı, hatırlıyor musun?" sorusunu ileride kendime sorar mıyım diye merak ediyorum. Nedeni ise uzun zamandır severek kart atan biri olmamdır. Bu yurtdışından tanıdığım ve belli dönemimi geçirdiğim arkadaşlarımın sayesinde oluyor. Birisinin bana whatsapp'tan veya facebook'tan kartpostalın yola çıktı demesinin güzelliği hiçbir şeyde yok. Kendisi uzakta olsa da zaten görüntülü görüşme fırsatımız var. İşte samimiyet, o postacının elinde gelen kartpostalda gizli olmuş oluyor. Onu almak için kitapçıya girer, rafta dizili olan birçok kartpostal vardır yalnız sen birini alırsın. En özel olanını seçersin.

     Lafı biraz dolandırmış gibi olsam da burada anlatmak istediğim, elimde olan kartpostalların üzerindeki konuyu sizler ile paylaşmaktır. Kartların üstünde belki bir şehrin belki de kültürel bir değerin resmi olabilir. Bu sayede hepbirlikte bazı konular hakkında bilgiler öğrenmiş olacağımızı düşünüyorum. Bu tür yazıları arada yazmayı düşünüyorum. O zaman bugün Japonya'dan gelen kartpostala bakalım.


     Japonya'dan gelen kartpostalda Fuji Dağı ve uçan kuşlar var. Bu dağın Japonlar için önemli olduğunu ve eğer bir Japon vatandaşı olan biri Fuji Dağı ilgili size bir şey hediye ediyorsa saygı gösterdiğinin bir işareti olabileceğini duymuştum. Bunun ne kadar doğru olduğunu bilmiyorum.

     Yüksekliği 3776 metre ve Japonya'nın sembolu olmuş bir dağ. Japon halkı tarafından Fuji Dağı’na tanrıların evi olarak büyük saygı duyulmakta olup eski çağlardan beri kutsal bir dağ olarak tapmışlar. Sonsuzluk, ebediyet dağı denmesinin nedeni bu olmuş olabilir.

    Fuji Dağı’nı güzel kılan şey ihtişamlı görüntüsü ve üzerinde sürekli asılı duran kardır. Bu yönüyle Dünya'nın birçok yerinden turistler bu manzarayı görebilmek için Japonya'ya gelirler. Umarım birgün bizim de yolumuz Japonya'ya düşer..
Fuji Dağı

Bir Yudum Kitap Tavsiyesi



     İnternette gezinirken tesadüfen bir site keşfettim. Her sabah bir yudum kahve ve bir yudum kitap kalbinize iyi gelir yazıyordu. E-posta adresinize her gün okumak için kısa hikaye ve roman pasajlarını gönderiyorlar. Sadece isim ve e-posta adresinizi kaydedip sabah saat 8:00'de okumalık yazınız yanınızda oluyor. Sabah işe, okula giderken yolda okuyarak güne güzel başlamış oluyorsunuz.

     Bu sayede bazen hiç duymadığınız yazarlar ve kitaplar keşfetme fırsatınız oluyor. Siteye abone olduktan sonra kitap tavsiye etmeyi ihmal etmeyin. Bu güzel hizmet için sitede kitap aşıkları için her zaman ücretsiz olacağının garantisini vermişler. Şimdiden iyi okumalar..

Site: bir yudum kitap 

Herkes yemek yapabilir mi?

yemek yapmak
  
     Aklıma "Herkes yemek yapabilir mi?" sorusu takıldı.
  
     Değerlendirmeyi yaparken yemeğin tüketilebilir olmasına mı yoksa lezzetinin unutulmaz olmasına mı bakacağız? Karşımıza geniş değerlendirme skalası çıkıyor. Tdk'nın sitesini açıp kelime anlamını aratınca karşıma "Yemek yeme, karın doyurma işi" olarak çıktı. Demek ki lezzet kısmı işin biraz lüks kısmında kalıyor. Hemen aklıma ''Yaşamak için ye, yemek için yaşama.'' sözü geldi.

     İlk başlarda yemek yapanlara bakar ve hayran olurdum. Malzemeleri çok olan yemekleri nasıl tarife bakmadan sırasını karıştırmazlar? Üstüne yemek çeşitleri eklenince daha da karmaşık durum ortaya çıkıyor.
Kısaca sürekli yemek yapmalarından tarife bakma gibi bazı aşamaları atlıyorlar. Bir eylemi bir kez yaparsan iyi ya da kötü tecrübe edinmiş olursun. Defalarca yaparsan artık o işin ehli olursun.

Yemek yapmaya başlamanın ilk önemli noktası kendinizi cesaretlendirmek. Bu kısmı çoğu kişi kolayca atlatır. Asıl önemli olan kısım kendini biraz zorlamak. Bazı kişilerden duyduğum ve beni rahatsız eden şey "Ben yemek yapamıyorum, bize yemek yap yiyelim." demesidir. Bunu diyen kişi karnını doyurmak istiyorsa önce önüne tarifi açsın, yapmaya çalışsın. İlki ve ikincisi güzel olmayabilir. Sonraki yemek yapma tecrübenizde başarılı olursunuz. Günümüzde bu konu hakkında çeşitli yemek blogları ve youtube kanalları mevcut. İşiniz daha da kolay olmuş oluyor. Doğal gereksinimlerimizden biri olan yemek yapıp yemeyi kendimiz kolayca karşılayabiliriz.

Bu konuyu şuna benzetiyorum: Çoğumuz araba sürebilir fakat azımız ralli yarışçısı olur. Yani herkes kendince yemek yapabilir ama belirli kişiler usta aşçı olur. :)

Pratik Seyahat Rehberi


     Tatil planları yapılırken düşünülmesi gereken bazı konuları başlıklar altında toplamaya çalıştım. Konaklama, ulaşım, yeme-içme gibi konularda bazı bilgilerin bilinmesi zamanımızı ve elimizdeki parayı daha verimli şekilde kullanmamızı sağlar. Bu nedenle faydalı bir yazı olacağını düşünüyorum. Öyle ise başlayalım.

1. Konaklama:    

  Sanırım tatil planı yaparken karar verilmesi en zor olanıdır. Kalacağınız yer iyi bir tatil geçirmenizi büyük oranda etkileyecektir. Aynı zamanda bütçeye en uygun olanı seçilmelidir.

     Otel seçimi yapmak için otellerin kendi web sayfalarından, seyahat acentalarından ve arama motorları vb. birçok seçenek vardır. Bu siteler genelde belli bir fiyat aralığında, konforda ve belirli yerde konaklama mekanı bulmak için ideal olurlar. Unutulmamalıdır ki, buralarda size sunulan seçenekler öncelikli olarak size satmaya çalıştıkları olmaktadır.

     Bu konuda araştırma yaparken ilk olarak reklam içerikli olmayan kişisel blog yazarlarının ve gezi bloglarının deneyimlerini göz önüne almanızda fayda vardır. Eğer blogta okuduğunuz bir yeri beğenip gitmek isterseniz blog yazarı ile iletişime geçip daha güvenilir bilgiler elde edebilirsiniz.


     Rehber kitaplar da göz önünde bulundurulabilinir. Hatta kitap yazarları iyisi ve kötüsüyle her şeyi objektif olarak yazarlar. Buradaki sıkıntı ise güncel değişikler kitaba yansımaz. Kitapların basım ve düzelenme tarihlerine dikkat ederseniz sorun yaşamazsınız.

     Dergi ve gazeteler otel araştırmasında ideal olacaktır. Yenilikleri takip ederler. Yeni açılan oteller gibi yeni bilgileri sunarlar. Kısacası günceldirler. Eksisi ise çoğu zaman popüler otelleri tanıtmaktan yanıbaşımızdaki mütavazı, tarihi ve küçük otelleri es geçebilmektedirler.  

Otellere alternatif olarak Hosteller de bulunmaktadır. Yalnız bu seçenek daha düşük bütçeli gezginlere hitap ediyor. Genellikle odalarda ranzalar vardır ve sırtçantalı çeşitli milletten insaların uğrak yeridir. Turizmde rekabetin artması üzerine daha kaliteli ve temiz hizmetler sunarak popüler hosteller yaygınlaşmıştır. Hostel konusunda daha fazla bilgi için önceki yazıma bakabilirsiniz.

2.Ulaşım:

     Seyahat için araç seçiminde çeşitli yollar karşımıza çıkmaktadır. Karayolu bir yere gitmek için çoğu zaman ilk tercih edilen seçenek olur. Ücret konusunda biraz ucuz olmasına karşın konfor, zaman ve güvenirlilik açısından farklı ulaşım yöntemlerine de bakmamız gerekir. Yurtiçi ulaşımda otobüsü kullanabiliriz. Fakat yurtdışına çıkacağımız zaman uçak bizim kurtarıcımız olacaktır.


     Ucuz uçak bileti için havayolu şirketinin sitesine bakmadan önce uçak bileti arama motorlarına bakmanız iyi olacaktır. Tek bir arama motoruna bakıp hemen geçmeyin. Bazı arama motorları bazı firmaların uçuşlarını dahil etmeyebilir. Aklıma gelen birkaç uçuş arama motoru ismi ise Skyscanner, Momondo, Expedia, Turna...
     Uçak bileti ararken bir de aktarmalı uçuşlara göz atmanızda fayda var. Genelde aktarma sayısı arttıkça fiyatlar düşer. Burada dikkat edilmesi gereken aktarmalar arası bekleme süresinin yeterli olması önemlidir.

     Uçak biletlerini alırken erkenden almak çoğu zaman ucuz olmaktadır. Son 1-2 haftaya kalınca boş yer sayısı azaldığından fiyatlar da artıyor. Aynı zamanda (yılbaşı,kurban bayram,ramazan bayramı gibi ) belirli günlerde bilet fiyatları tavan yapmaktadır. Hafta ortası sayılan günlerde uçmak daha tasaruflu olacağını da belirteyim.

      Uçakla seyahat etmekten bahsederken tren yolculuklarından bahsetmemek olmaz değil mi?
Trenle yolculuğa çıkanların doğayı gözlemleme, çevreye duyarlılık ve güven duygusu gibi pek çok nedeni vardır. Bugün Türkiye'nin en doğusundan en batısına trenle gitmek mümkün. Yavaş yavaş hızlı trenin ülkemizin her yerine gelmesiyle daha fazla tercih edileceğini düşünüyorum.

     Ülkemizde tren yolculuğu yaygın olmasa da Avrupa'da çok yaygın. Üstelik tüm Avrupa  ülkeleri arasında geçerli olan İnterrail Pass uygulaması var. Aynı biletle, istenen yerde ve zamanda istenen trene binme olasılığı sağlar. Bu biletler belirli bir süre içinde geçerli olduğundan önceden planlarınızı ayarlamış olmanız gerekmektedir. Türkiye'den de İnterrail başlangıcı yapabilirsiniz tabi önceden elinizde schengen vizesi bulunması gerekecektir. İnterrail'i daha fazla merak edenler TCDD'nin sitesine göz atabilirler.

3. Yeme-İçme:

      Seyahat ederken yenilen yemeklerin lezzetli, hijenik ve hesaplı olması seçimlerimizi yaparken önemli etkenlerdir. Bu konu ilk defa bir yere giden için tamamen deneyim işi olacağından daha öncenden yazılmış yerel lokantalardan bahseden kitapları okuyup ve gittiğiniz yere önceden giden birileri varsa onunla görüşmenizde yarar var. Bu olanaklara sahip değilseniz işte bu noktada bilgi almak için gurme bloglar karşımıza çıkıyor.


     Ülkemizi baştan sona gezmiş üstüne ülke ülke gezen gurme blog yazarları var. Löplöpçüler, Sonradangurmeler, Harbiyiyorum gibi sayfalar gerçekten samimi yazılarıyla  başarılı işler yapıyorlar. Bu sayfalarda yerel restoran ve lokantalar hakkında geniş bilgiler edinebilirsiniz.
     Gittiğiniz yerlerde karşınıza yerel pazarlar çıkarsa kaçırmayın çünkü yöreye has taze ürünleri buralarda bulabilirsiniz.

Kısaca Semaver Çayı

  
     Mevsimlerden yaz mevsimini bir ayrı severim. Gündüzleri sıcak ve bunaltıcı olması hiç önemli değil. Ilık yaz akşamlarında evin bahçesinde,balkonunda ve yahut şanslı iseniz çay bahçelerinde oturup eş dostla sohbetler etmek gibisi yoktur. Bunun yanına çay iyi gider ama bu semaver çayı olursa tam fevkaladenin fevkinde olur. Ne demişler; çayın hası odun ateşinde, insanın iyisi gönül ateşinde demlenir.

     Fıkır fıkır semaverdeki suyun kaynaması sohbete eşlik eder durur. Üstün biraz odun kömürü isi kokar yine de emeğinin karşılığını tam almış olursun. Hem sohbetten hem de çaydan memnunsundur. Hiç bitmesin istersin. Çayın sonunu görünce artık eve gitme vaktinin geldiğini anlarsın. Biraz durayım kalkarım denilir sonra biraz daha durayım derken artık saat başı veya buçuk olsun denmeye başlar. Saate bakınca zaman su gibi akmış gitmiş.

     Semaver çayınızı yudumlarken keyifli sohbet edeceğiniz dostlarınız hayatınızda eksik olmasın..


Laptop Üzerine Sıvı Dökülürse Ne Yapmalıyım?

bilgisayara sıvı dökülmesi

     Geçen hafta maalesef başıma gelen bir durum. Bilgisayarımızın başında film izlerken, makale yazarken veya çalışmalarınızı yaparken çoğumuz yanımızda çay, kahve gibi içecekleri eksik etmiyoruz. Ben dikkat ediyorum, başıma gelmez demeyin. Çünkü ben beş yıldır aynı laptopu kullanıyorum ve dikkat ettiğim halde ilk kez başıma böyle bir olay geldi.
     Bilgisayarıma çay dökülünce birden panikledim. Yaptığım ilk iş bilgisayarı hemen kapatmak oldu. Bilgisayara zarar gelmesinden ziyade içindeki verilerin gideceğinden endişelendim.

Bu durum karşısında yapmanız gerekenleri bilmenizde fayda olduğunu düşünüyorum.

  • İlk yapmanız gereken vakit geçirmeden bilgisayarınızı kapatıp fişten çekin. Eğer sıvı cihazınızın elektronik devresine ulaşırsa kısa devre yapmasını önlemiş olursunuz.
  • Yapmanız gereken ikinci şey ise laptopların sahip olduğu bataryayı çıkarmak olsun. Siz fişten çekseniz bile bataryadan bilgisayarınıza elektrik akımı ulaşabilir.
  • Şimdi ise elinize bir bez alın ve ıslak olan yerleri temizlemeye başlayabilirsiniz. 
  • İyice ıslak olan yerleri kuruladıktan sonra içine kaçan sıvının dışarı çıkmasını sağlamak için ters çevirip kurumasını bekleyebilirsiniz. Kuruma işlemi gerçekleşirken iyi bir nem çekici olan pirinç içine laptopu koyabilirsiniz. Yalnız bu kadar çok pirinci o anda bulanabilir misiniz bilmiyorum. Bulursanız daha iyi olur.
  • Kurumasını bekledikten sonra bilgisayarınızı en az 2 gün açmamanızı tavsiye ederim. (Garanti olması için) 
Yapılacak son iş bilgisayarın çalışıp çalışmadığını kontrol etmek olacaktır. Bu tavsiyeler sadece zararı en aza indirmek için gereken şeylerdir. Benim bilgisayarım neyse ki çalışır durumda ve sadece klavyesi bozulmuş. Servise klavyesini değiştirmeleri için gönderdim.

Umarım başınıza böyle bir şey gelmez ve tavsiyeleri uygulamak zorunda kalmazsınız.

Tokat Yolları Taşlı


Tokat yolları taşlı
Taşhan - Fotoğraf: Yusuf Arslan

     Ey onbeşli onbeşli.. Tokat yolları taşlı.. Bu Tokat türküsünü çoğunuz duymuştur. Türkünün de bahsettiği gibi Tokat'ın hala bazı ara sokakları taşlı yollardan oluşmakta. Şehir merkezinde Osmanlı döneminden kalma Taşhan ve Tokat kalesi başta olmak üzere Ali Paşa hamamı, Ali Paşa cami, Saat kulesi, Tokat müzesi derken gezilecek pek çok yeri var.

  Kısacası Tokat Evliya Çelebi'nin "Alimler ve Şairler Şehri" diye övdüğü, Mevlana'nın hayatının bir kısmını Tokat'ta geçirmekten bahtiyar olduğu, Gazi Osman Paşa gibi komutanların yetiştiği tarihle iç içe yaşayan bir şehirdir.

     Taşhan,1632 yılında Osmanlı döneminde yapılmış. İki katlı ve ortasında genişçe bir avlusu bulunan dönemine göre Anadolu'nun en büyük hanlarındanmış. Evliya Çelebi 1656 yılında buraya geldiğinde bu handan kârgir(taş ve tuğladan) kubbeler ile yapılmış kale gibi eski bir han olduğunu seyahatnamesine yazmış. Şimdi ise orada avluya boydan boya yayılmış kafe bulunmakta ve demlenen çay ve közde pişen sade kahve içmek için mükemmel bir yer. Şehri gezdikten sonra günün yorgunluğunu atmak ve yaz sıcaklarında serinlemek için de gelebilirsiniz. Çevresinde ve üst katında bulunan hediyelik eşya dükkanlarından hatıra eşya alabilirsiniz.


Tokat Kalesi
Taşhan'dan Tokat kalesine bakış - Fotoğraf: Yusuf Arslan
     Şehrin tüm güzelliklerini baştan sona görmek isteyenlerin Tokat kalesine çıkmasında fayda var. Şehrin içinden kalenin arka tarafına doğru dik bir yolu var. Araba ile belli bir yerine kadar çıktıktan ve biraz da yürüdükten sonra aşağıdaki resimde gördüğünüz Türk bayrağı'nın olduğu yerde kendinizi bulursunuz. Bu kalenin sadece tipik bir ortaçağ kalesi olduğu düşünülüyordu. 
     
     Tokat Valiliği ve İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından 2009'da başlatılan restorasyon çalışmalarıyla kalenin içinden kent merkezinde bulunan tarihi Pervane hamamına indiği düşünülen gizli geçit ve 2 zindan bulundu. Daha da önemlisi bu zindanların birinde Eflak Beyliği prensi Kont Dracula'nın esir tutulduğu düşünülüyor. Kont Dracula, namı diğer Kazıklı Voyvoda. 
     
     Siz kaleye çıkınca tabi bu kazı çalışmalarının yapıldığı yerleri göremeyeceksiniz. Sadece tünelin giriş kısmını görebilirsiniz.

Tokat Kalesi - neyimeshur.org
Tokat kalesinden Şehir Manzarası - Fotoğraf:Yusuf Arslan
    Tokat'a geldim ve buradan ne alınabilirim derseniz karşınıza çok seçenek çıkacaktır. Yöresel tatlar olarak köme, pestil, pekmez, kuşburnu marmelatı, çemen, bez sucuk, nohut mayalı Tokat çöreği ve Tokat yaprağını alabilirsiniz.

     Bunların yanında en ünlüsü tahta baskı ile boyalı yazmalar ve sofra bezleridir. Yazmalar ve sofra bezleri rengarenktir. Eşe dosta güzel bir hediye olacaktır. Memleketimden birine hediye götürdüğümde tahta baskı ile boyalı sofra bezi götürmeyi tercih ediyorum.
      
     Evet, benim memleket Tokat olduğu için bu konuda bana güvenebilirsiniz. :)

Tokat Yazması - tokatturizm.gov.tr





Ahşap Basma Kalıp
Tokat sofra bezi ve yazması için hazırlanmış ahşap basma kalıp - Fotoğraf: Yusuf Arslan
     Şimdi ise Tokat'ta gelince yiyebileceğiz yöresel yemeklerinden bahsetmezsem olmaz. Tokat yaprağından sarılmış bakla dolması, bacaklı çorba, bat, madımak, keşkek, cevizli çörek ve ismini şehrinden almış Tokat kebabı. 
     Tokat kebabını duyunca şaşırmayın, kesinlikle seveceğinizden eminim. Yapımı biraz zahmetli olduğundan yapımı Türkiye geneline yayılmamış. Ama kebaptan tattığınız zaman parmaklarınızı yiyeceğinizden eminim.
     Kebap yapımında domates, patlıcan, biber kullanılır. Kendisine has mangalı vardır. Şişlere takılan kuzu eti ve sebzeler odun ateşinde pişirilir. Tokat kebabı mangalının özelliği şişler dik şekilde durur ve her tarafından aynı anda pişer.
Tokat kebabı - tokatturizm.gov.tr


Blogumun Teması Değişti


Bugün sizlere blogumun yeni teması ile seslenmekteyim.

Bu kararı neden mi aldım?
     Responsive uyumu yakalamak için ve en önemlisi seo ayarları için. Değişikler arada güzel oluyor. Google standartlarına uymanın arama motorlarında blogunun öne çıkması için önemli olduğunu biliyordum. Ama nasıl yapabileceğimi tam bilmiyordum. Bunun üzerine tema değişikliğini yaparken Gökhan Tekin kardeşim yardımcı oldu. Kendisi ile bu yolla özel olarak tanışmış olduk. Daha öncesinde uzun zamandır blogunu takip ediyordum zaten.
Kardeşimizin gerçekten samimi ve dürüst biri olduğunu duşünüyorum. Blogumu Gökhan'ın teknik bilgilerine güvenip ellerine bıraktım. Ellerine sağlık diyorum!
İnanın hiç çekinmeden sabah saat 4'e kadar düzenlemesini yaptı. Beğenip beğenmediğimi sordu ve beğenmediysem tekrar düzenledi.

Temasını değiştirmek isteyenler 8 kitap karşılığında Gökhan Tekin'e hem tema düzeni hem de seo ayarlarınızı yaptırabilirsiniz.


 

Bugün bayram

Ramazan Bayramı
   
Rahmetli Barış Manço'nun dediği gibi, "Bugün bayram erken kalkalım çocuklar." Çocuklar diye yazınca kimse alınmasın lütfen! İçimizdeki çocuğa seslenmiş olalım. Kendimize ah nerede o eski bayramlar dedirtmeden, önce akrabalarımızla sonra eş,dost ile kutlayalım.
     Bayram denince aklıma ilk bayram namazları geliyor. Namazlar kılındıktan sonra eve gelirsin ve kahvaltı, sıcak çayımız hazırdır. Tüm aile fertleri bayramlaşmak için sıraya girer. Eller öpülür. Büyükler küçüklere harçlıklarını verir. Şimdi sıra bir kuş sütü eksik olan kahvaltıya neşeli bir şekilde oturmak kalıyor. Gün içinde ise misafirleri beklemek ve akrabaları ziyaret edilerek bayram tamamlanmış oluyor.
      Bayramlar diğer yandan geçmişlerimizi yad ettiğimiz günlerdir. Hüznümüzü içimizde yaşayarak yanımızdakilere sımsıkı sarılmaktır. Kısacası bayramlar berekettir, umuttur, özlemdir..

Bayramınız kutlu olsun. Sevdiklerimizle geçireceğimiz nice bayramlarımız olsun.. 

MİM: ACI BİR KAHVE TADINDA KISACA KİMDİR?


      Mimin konusu hayat hikayem, Basit rota blogunun güzide yazarı Sema Gürpınar’a beni mimlediği için teşekkür ederim.
     Gezmek güzeldir. Herkes gezmek ister ama gezdiğin yerler sana bir şeyler katmışsa anlamlı olur. Ben daha lise döneminde memleketimden ayrıldım. Erken yaşlarda yurt ortamına alışmış olmam üniversiteye geçince sorun yaşamadan adapte olmamı sağladı. İstediğim mühendislik bölümünü okuduğumdan üniversitedeki zor ve yoğun dönemlerin üstesinden kolaylıkla geldiğimi söyleyebilirim. Bunun yanında İsveç’e değişim öğrencisi olarak gitmem hayatıma renk kattığını söyleyebilirim. İsveç’te 5 ay yaşadım ve aynı dönemde Fransa, İspanya, Danimarka, Estonya gibi ülkeleri gezme fırsatım olduğu için şanslıyım. Avrupa turunu yaparken yol arkadaşım sırtçantam oldu. Sırtıçantalı gezgin (backpacker) olmanın güzel yanlarını bu sayede görebilmiş oldum.