Bir Pazar Yazısı

Pazar Yazısı

Bir Pazar yazısı yazmak istedim. Haftanın özeti şeklinde değil de birazcık sohbet tarzında olsun. Elinize kahvenizi alın diyeceğim, ama fazla kaçırmayın kahvenizi. Her şeyin fazlası zarardır. Bir kahvesever olarak biraz kafein bağımlısı olduğumu biliyorum. Kahvemi elime almayınca o gün ne yaparsam yapayım bir şeyler eksik olduğunu hissederim hemen.

Benim için arkadaşlarla gezmeye çıkmak demek bir kahve dükkanına oturup sohbet etmek demektir. Kısacası; dostlarla içilen kahve, neşedir. Diğer yandan, kahve yalnızlık ister. Bazen bir kahve yudumlayıp bir şarkı açarsın, sessizce dinler ve o şarkı seni istediğin hayallere doğru götürür. Elimde tuttuğum şu basit kahve hem yalnızlığa iyi gelir hem de sohbet ortamında dostlukları pekiştirir. Eğer şu an yanınızda kahveniz yoksa hiç üzülmeyin. Yeter ki yüzünüzdeki tebessümler eksik olmasın. :)

Hepimizin ihtiyacı var, biraz tebessüm edelim. Dünyada birçok şeyi bedeli ile elde edebilirsiniz. Tebessüm ve dostlukları elde edemezsiniz. O zaman gülümsemeye devam et, hayat güzel çünkü. Fazla da gülümsersen seni deli zannederler. Bir Orhan Veli şiiri der ki,

Sokaklarda giderken kendi kendime
Gülümsediğimin farkına vardığım zaman
Beni deli zannedeceklerini düşünüyorum.
Gülümsüyorum..

Kartpostalın İzinde | Bakü İçeri Şehir

Bakü İçeri Şehir
Azerbaycan'dan Gelen Kartpostal
Bugün elime bir kartpostal geçti. Üzerinde yabancı pul ve farklı bir damga olmasına rağmen, Türkçe ifadeleri görünce bir anda duraksadım. Gurbetçi bir kardeşimizden mi geldi, diye düşündüm. Sonra anladım ki Azerbaycan'dan gelmiş. İlk defa Azerbaycan'dan kartpostal aldığım için gerçekten çok mutluyum. Kartpostalın üzerinde Bakü şehrinden bir kesit var. Buraya Eski Şehir ya da İçeri Şehir, Azerbaycan'ın başkenti Bakü'nün tarihi çekirdeği olarak bilinen bir yermiş. (Azerice yazılışı İçəri Şəhər) Orta Doğu’nun en eski yerleşim yerlerinden biri olması burayı önemli kılmakta. Yaptığım araştırmaya göre, kartpostalda gördüğünüz İçeri Şehirin çevresini sarmalayan surların içinde bulunan Kız Kalesi (Azerice: Qız Qalası) ve Şirvanşahlar Sarayı şehrin önemli bir sembolü olduğunu öğrendim. Evet, kız kulesi veya kalesi sadece bizde yokmuş.

2000 yılında Şirvanşahlar Sarayı, Kız Kalesi ve İçeri Şehir ile birlikte UNESCO'nun belirlediği Dünya mirasları listesine eklenmiş. Dünya mirasları listesinde alınması ile birlikte burada geniş çapta restorasyon çalışmaları başlamış. Bir de son zamanlarda Azerbaycan ekonomisinin büyümesi ile lüks binaların eklenmeye başladığını görüyoruz.

Yolunuz Azerbaycan, Bakü'ye düşerse buraları görmeden gelmeyin. :)

Posta Damgası
Gelen Kartpostalın Üzerindeki Posta Pulu


Plaklar Tozlu Raflardan İniyor

Plaklar

Nostaljiyi seven biri olarak ben bu yazıyı yazmada sanırım biraz geç kaldım. Dijitalleşme adı altında günümüzde plakları az görür olduk. Ben hala plakların neden yavaş yavaş kaybolduğunu anlamış değilim. Nedeni ise analog olarak kaydedilen bir müzik en iyi analog bir cihaz ile dinlenmesidir. Bu cihazlar pikap veya gramafon'dur. CD, telefon ve bilgisayarımızdan dinlediğimiz dijital formatlar seslerin sıkıştırılmış ve kalite açısından kayba uğramış halidir. Dijitalleşme bize dinleme kolaylığı sağlarken, gerçek sesleri unutmamıza neden oluyor. Kim istemez ki bir sanatçının sesini ve hatta südyodaki tıkırtıları bile aynen kaydeden orjinal bir sesi.
Benzetme yapacak olursak; bir şarkıyı plak ile dinlemek denize kendi gözünle bakmak ise, dijital dinlemek aynı denize fotoğraf ile bakmaktır.

Vinyl

 Maddeleri oluşturan moleküllerin titreşmesi ile ses dalgaları oluşur. Titreşimler de ses dalgalarını oluşturur. İnsan kulağını düşündüğümüzde bu bahsettiğim ses dalgaları kulak zarını titreştiğinde işitme fiili gerçekleşmiş oluyor. Analog ile dijital arasındaki fark buradan geliyor. Analog kelime anlamı benzer, eş olarak sözlükte bulabilirsiniz. Stüdyoda kaydedilen orjinal ses kaydının formu aşağıdaki 1 numaralı grafikteki gibi oluyor. Plaklar ile analog kayıt yapıldığında bu ses dalga formu 2 numaralı grafikteki gibi korunmuş oluyor. Dijital ses kaydına geldiğmizde aynı forma yakın ama 3 numaralı grafikteki gibi kırılımlar ve kayıplar oluyor. Dijital kayıt alındığında biraz ses kalitesinden ödün vermiş oluyoruz. Kulağımız dijital seslere alıştığı için bu farkı anlamak ilk başta zor oluyor.

Analog ve dijital

Peki plaklar nasıl ses çıkarıyor?
Müzik kaydı yapılırken oluşan titreşimleri bir iğne yardımıyla boş plağın üzerine kazınıyor. Dinlerken de pikap veya gramafonun iğnesi plağa kazınan çizgilerden ilerliyor. Bu çizikler üzerinde iğne ilerlerken çiziğin şekline göre plakçaların diyaframını titreştiriyor ve ses çıkıyor. Basitçe plakların çalışma sistemi budur. Bu sayede araya hiçbir dijital aracı girmemiş oluyor. Aşağıdaki fotoğrafta ses kaydı yapılırken plakların üzerine kazınan çizgileri mikroskobik olarak görebilirsiniz. Biz onu gözümüzle sadece tırtıklı ve siyah yapısını görebiliyoruz.


Plak türleri nelerdir?
 33'lük, 45'lik ve 78'lik olarak 3 çeşit plak vardır. Bu fark pikap iğnesinin bir dakikada aldığı tur sayısındandır (Pikap, 33'lük bir plak çalarken iğnesi 1 dakika içinde 33 kez tam dönme yapar). Plakların atası olarak sayılan 78'lik plaklardan başlayayım. 78'lik plaklara taş plak denmektedir. İlk basılan plakların hepsi taş plaklardan oluşur. 4 dakika civarında ses kayıdı içerir, çok kırılgandır. Kırılgan olması nedeniyle saklaması zordur ve günümüze ulaşan çok az sayıda taş plak vardır. Taş plaklar sadece gramafonlarda çalar. Günümüzde üretilen pikapların hiçbiri direk taş plak çalmaz (iğne ucu değiştirilmesi lazım).

45'lik plaklar Tekli veya Easy Play(EP) olarak bilinir. Bu plaklar genelde 7 inç'lik (yaklaşık 17,5 cm) bir boyutu vardır. Ön ve arka yüzüne olmak üzere 2 şarkı kaydedilen bir plaktır. Bu plaklar küçük olmasından eskiden arabalarda bulunan plakçalarlarda kullanılmıştır. Günümüzde bulunması zorlaşmaya başlamıştır çünkü yeni basım plaklar genelde 33'lük Longplay olarak basılmaktadır.

33'lük plaklar Uzunçalar veya Long Play(LP) olarak bilinir. Bu plakların 12inç'lik (yaklaşık 30 cm) bir boyutu vardır. Boyutunun büyük olması bize üzerinde 12 şarkılık gibi dev bir albümü dinleyebilmemizi sağlar. Ticari olarak üreticiler için daha uygun olduğundan son basılan plaklar bu boyuttadır.

Pikap

Plakların baskı kalitesini ne belirler?
Burada plakların dijital kayıtlara göre daha kaliteli olduğunu belirttim, ama plakların da kendi içinde kalite sınıflandırması var. Plaklar 125 gram, 150 gram  ve 180 gram ağırlığı civarında üretilir. 180 gram ve daha fazla ağır gramajda daha kaliteli plaklar olarak belirtilir. Plak üzerindeki sesi duymamıza yarayan izlerin 180-200 gram plaklarda daha derin kesilebilmesinin ses kalitesini de olumlu yönde etkilediği söylenmektedir. Kaliteli plaklar daha iyi ses verebilir, çizilmelere ve kırılmalara karşı daha dirençli olur.

Bu yazımda kısaca, genel olarak plak ses kayıt kalitesinden, neden plak dinlenmesi gerektiğinden, plakların yapısı ve çeşitlerine kısaca bir göz atmak istedim. Umarım, pikap alıp plak dinlemeyi düşünenler için faydalı bir yazı olmuştur.



Anneannem İçin Son Bir Yazı

Veda

Ben anneannemi kaybedeli sadece bir hafta oldu. Daha gözümdeki gözyaşlarım kurumadı. Biz küçükken yaz tatillerinde hep onun yanına giderdik. Buradan oraya giden günde tek otobüs seferi vardı ve sabah gün aydınlanmadan varırdık. Eve doğru yaklaştığımızda bizi karşılamak için o hep yola bakıyor olurdu. O kadar fedakardı ki, biz gelmeden yoldan yorgun geliriz ve dinlenelim diye yatakları hazırlamış olurdu. Üstüne bir de kahvaltımız hazır olurdu. Bir yıl ayrı kalmanın hasreti içinde torunlarını rahat ettirmek için kendini çok yorardı. Anneanne zahmet etmene gerek yok deyince bize kızar, siz rahat edin yoksa ben huzursuz olurum, derdi. Biz gelmeden önce tüm evi hazırladığı dolmalar, keteler, börekler, tatlılar, meyveler ile doldurmuş olurdu.

Dedemi kaybedeli de iki yıl gibi süre olmuştu. Biz dedeme çok üzülürken sen çok soğuk kanlı durarak hep bizi teselli etmeye çalıştın. Sonra bir hastalık geldi ve son bir ayını hastanede yatarak geçirdin. Tekrar çıkıp geleceksin diye beklerken hastane köşelerinde ansızın uzun bir yolculuğa çıktın. Yoğun bakımdasın diye yanına kimseyi almamışlardı. Kapıda herkes senin iyi olmanı beklerken oracıkta tek başına son nefesini vermişsin.

Biliyorum senin gözünde dünya malının ehemmiyeti hiç olmadı. Her ay eline geçen son üç kuruşla bile Kuran-ı Kerim alıp çevrendekilere dağıtır veya bir camiye bağışlardın. Hayatın boyunca tek derdin son nefesini mübarek Cuma gününde ve imanla verebilmek oldu. Rabbim sana bu isteğini bahşetti.

Keşke biraz daha yaşayabilseydin, keşke biraz daha yanımızda olabilseydin.. Anneannem, güzel insan!..
Nur içinde yat..

Y.A

Yeni Keşfettiğim Müzikler

Müzik

Gün içinde insan pek çok müzik dinler. Birçoğumuzun kendine özgü müzik listeleri vardır. Fakat arada karşına farklı sanatçılar veya parçalar çıkabiliyor. İlk defa bir parçayı duyunca bazen, ben bunu neden daha önceden dinlememişim, diye kendine sorabiliyor. Bu beğendiğin parçayı bir yere not etmeyince dinlediğim şöyle bir şey vardı.. Hımm.. Parça nasıl başlıyordu. Tüh unutmuşum deyip geçiştiriyoruz.

Ben de bu gibi söylemleri yapmamak için birkaç parçayı buraya yazacağım. İleride hatırlamak istersem sizin gibi bu yazıya döner ve hatırlamış olurum. Paylaştığım parçaları çok bilinmeyen parçalardan seçmeye çalışacağım. Kısacası, dinlemenizde fayda var dediğim müzikler bunlar. Umarım beğenirsiniz.

1-Sivert Høyem - Sleepwalking Man

Sivert Høyem, İskandinav müziğini yakından tanıyan bir Norveçli şarkıcı. Sleepwalking Man şarkısı 2016 yılında çıkan "Lioness" albümünden bir parça. Yazıda sizlerle paylaştığım müzikler içinde en sevdiğim parça da diyebilirim. 


 

2- Dan Wilson - Disappearing

Dan Wilson, Grammy müzik ödüllü müzik söz yazarı,yapımcı ve şarkıcı. Yalnız müzik Grammy ödülünü söylediği şarkısı ile değil de yapımcısı ve söz yazarlığını yaptığı iki şarkı ile aldı. İlk Grammy ödülünü 2007 yılında "Not Ready to Make Nice" şarkısının söz yazarlığını yaparak 3 dalda müzik ödülünün sahibi oldu.

Ayrıca, Adele'nin "Someone like you" şarkısını hepimiz duymuştur. "21" adlı albümündeki "Someone like you" şarkısının yapımcısı ve söz yazarı olması ile 2013 yılında ikinci başarıyı elde etmiş oldu.



3- Eric Church - Mr.Misunderstood

Eric Church, Mr.Misunderstood albümünü 2015 yılında çıkardı. Mr.understood albümü ile 2016 yılında "Country Müzik Ödülleri Yılın Albümü" ve "Country Müzik Akademisi Ödülleri Yılın Klibi" ödüllerini aldı.


 4- Greg Laswell - Comes and Goes in Waves

Greg Laswell, ilk solo albümünü "Good Movie" 2003 yılında çıkarmış bir Amerikalı sanatçıdır. San Diego Müzik ödüllerinde, 2007 yılında yılın şarkısı ve 2014 yılında en iyi yerel kayıt ödüllerini almıştır. 2008 yılında Comes and Goes in Waves şarkısını içeren albümle şarkısını çıkarmıştır.



Sizin de tavsiyeleriniz varsa yorum olarak herkesle paylaşmanız beni mutlu eder. 

Yurtdışından Kartpostal Almak

Yurtdışından Alışveriş

Neredeyse son 5 yıldır sürekli yurtdışındaki arkadaşlara kartpostal gönderen biriyim. Bunun üzerine 5 aydır da postcrossing sitesine (dünya geneli kartpostal değişim sitesi) üye olmamla birlikte gönderecek farklı kartpostal bulamamaya başladım. Online kartpostal satın alacak site ararken karşıma cardinbox.net sitesi geldi. Türkiye'den daha önce alışveriş yapan kişilerin olduğunu görünce ben de kartpostal almaya karar verdim. Site Rusya'dan gönderim yapan ve sadece kartpostal,zarf vb. şeyler satan bir yer. Kartpostalların tasarımları gerçekten güzel. Türkiye'de aynı kalitede kartpostala göre fiyatları çok uygun. Normal tane satış fiyatları yaklaşık 1 lira civarında. Kargo ile birlikte eğer benim gibi 18 tane alırsanız 1.5 lira civarında elinizde olmuş oluyor. Eğer fazla miktarda alırsanız bu fiyat daha da düşecektir. Çünkü gönderim ücreti 1 kartpostalın da 50 kartpostalın da aynı. Yurtdışı kargo ücreti 230 Ruble olarak ödüyorsun. 1 TL ise 16 Ruble'ye denk geliyor. Özellikle belirtmek istiyorum ki , ambalajlamaları gerçekten çok iyi. Kat kat naylon poşet ve kurdele ile bağlamışlar. Üstüne de bir tane sallama poşet çay paketi koymuşlar :)


Sayfaya sağ üst köşede bulunan Create an account'a tıklayıp açılan yerde Kullanıcı adınızı, Email adresinizi, Şifrenizi yazarak üye olabilirsiniz. Daha sonrasında shipping adresinizi kaydederek profiliniz oluşmuş oluyor. Yabancı bir site olduğu için adres altına Turkey yazmayı unutmayın. İstediğiniz kartpostalları buy( satın al) dedikten sonra sağ üst köşede sepetinizde gözükecektir. Next (ileri) diyerek bilgilerinizi onaylamış oluyorsunuz. En sonunda ödeme yöntemi gelecektir. Türkiye'de paypal ödeme yöntemi kullanamadığımız için master/visa seçeceğiz. Türkiyedeki kredi kartları ve bankamatik kartlarını kullanabiliyorsunuz. Fiyatlar Ruble olarak yazıyor. TL'ye denk düşen kısım kesinti olmadan hesabınızdan çekiliyor ( 1 TL=16 Ruble). Satın aldığınızı ürünler takip numarası ile 3-4 haftada elinizde oluyor. Yalnız nedenini bilmiyorum ama takip numarasından kargonun yerini kaydedilmediği için göremedim. Satın aldığım kartpostalların bazılarını aşağıdaki fotoğraflarda görebilirsiniz.



Not: Yurtdışından gümrüksüz alışveriş limiti 30 Euro'ya düştü. Yani 30 Euro'dan az bir fiyata satın aldığınız ürün için gümrükte ek vergi ödemezsiniz.

Bir Kahvenin Kırk Yıl Hatırı Vardır

Kahve

Kahve içmeyi seviyoruz. Çoğumuz güne bir fincan kahve içerek başlıyor. Kahve, arkadaşlarımızla hoş bir sohbet yanında ya da sabah kalktığımızda uykumuzu açmak için ideal bir içecektir. Dostlukların yapı taşıdır. Birbirimize sözler verirken bile bir kahveni içeriz artık veya bir kahve borcun olsun deriz.

Kahvenin keşfi Etiyopya'da Kaldi isminde bir çobanın keçileri güderken gördüğü değişiklikler ve ne olduğunu öğrenmeye çalışması sonucu ortaya çıkmış.

Kahvenin Osmanlı imparatorluğuna geliş tarihi kesin bilinmemekle birlikte, bazı tarihçiler tarafından ilk defa 1519 yılında I.Selim'in Mısır seferinden sonra İstanbul'a geldiği belirtilmektedir. Diğer hikayeye göre ise 1543 yılında Kanuni Sultan Süleyman döneminde Yemen valisi olan Özdemir Paşa tadını beğendiği kahveyi İstanbul'a getirmesi ile ilk tanışma oluyor. Kahvenin gelmesi ile ilk kahvehanenin açılması arasında yaklaşık 30 yıl gibi bir süre vardır. Başlangıçta özellikle gelir düzeyi yüksek ve okuryazarlar tarafından tüketilen kahve, hızla tüm İstanbul'a yayılmış ve çok sayıda kahvehane açılmıştır. Günümüzde ise dünyada petrolden sonra ticaret hacmi en yüksek 2.ürün olmuştur.

Kahve, antioksidan kaynağı olması, konsantrasyon yeteneğini artırması, alzhemer hastalığını önlemesi, şeker hastalığı riskini azaltması gibi pek çok faydası vardır. Faydalarından ziyade bizde bir kahvenin kırk yıl hatırı vardır. Şöyle güzel bir hikayesi de var.

Vaktiyle İstanbul'da Yemiş iskelesine bir gün bir yeniçeri gelir. Yeniçeri tüm müşterilerine benden bir kahve yap, fakat şu köşede oturan Rum gemi kaptanına yapmamasını söyler. Kahveci herkese kahve yapar, verir. Sonra iki kahve alıp Rum'un yanına oturur. Kahveci, biz de seninle içelim, der. Yeniçeri, ben sana o kafire kahve yapma demedim mi? diye çıkışır. Kahveci "Kaptana yaptığım kahve senden değil, ocaktandır ağa!" cevabını verir.
Aradan 40 yıl geçer ve kahveci savaşta esir düşer. Kahveciyi tanıyan Rum kaptan kendisine kırk yıl önce kahve ikram eden adamı unutmaz ve ona yardım eder.

Ayrılık da Sevmektir

özlem

Ayrılık, tek bir kelime fakat insanı son derece yıpratanan hayatın bir gerçeği. Ama hangimiz sevdiğimiz eşimizi, dostumuzu veya ailemizi bırakıp uzaklara gitmedik? Burada özlenen ve özleyen olarak iki kişi vardır. Her iki taraf birbirine sevdiğini söyler. Ayrılık vakti gelmiştir bile. Ayrılık zor elbette.. Geride kalana da gidene de zor.. Arkada kalanların sizi özlediklerini duymak ayrı bir mutluluk, bir o kadar da üzücüdür. Seven sevdiğinin iyiliğini ister. Bu nedenle sessiz bir bekleyiş vardır. Bekleyişler ve özlemler yerini mektup kağıtlarına bırakır. Basit bir şarkı bile bizi hemence üzmeye yetebilirken, ayrılık gerçeği insanı üzmesi garipsenmeyecek şekilde normaldir.

İnsan nelere alışmaz. Hayatta yapmam dediklerine, alışmam dediklerine kolayca alışıyor. Alıştıkça insan kendine şaşıyor.

İnsan zanneder ki ayrılıklar hep acı olmalı.. Zanneder ki ayrılıklar hiç bitmeyecek. Oysa bir bilseler sevmeyi, işte o zaman ayrılığı da tanıyacaklar. Ben akşamları oturup seni düşünebilmeyi, duvardaki fotoğrafına bakıp iyi olduğunu bilmeyi sevdim. Burada Senin için en doğrusu budur deyip kabullenmeyi öğrendim. Gerçekten ben burada iyiyim aklının burada kalmamasını ve seni senden çok seven biri olduğunu bilmeni istedim.

Atilla İlhan'ın dediği gibi, ayrılık sevdaya dahil. Kısacası, Ayrılık da sevmektir.

Y.A

BLOGGER #MIM 2017'ye DOĞRU HAYALLER, DİLEKLER VE HEDEFLER


Beni mimlediği için güzide blog yazarı Cafe Tigris'e teşekkürlerimi iletiyorum. Haydi o zaman ben de bu güzel mimi cevaplamaya başlayayım.

1-Kimse mükemmel değildir ama yine de eksikleri düzeltmek mümkün. Huylu huyundan geçmez mi dersin? Yoksa şu huyumu değiştirsem hiç fena olmaz mı? Nedir o huyun? 2017 için kendinde değiştirmek istediklerin neler?                                                                                                                                                
Kimse mükemmel değildir. Mükemmellik, inananlar için sadece Allah'a has bir özelliktir. İnsan hata yapmasaydı zaten o kişiye insan denmezdi. İnsan hata yapar fakat sonrasında ders alıp tekrar aynı hatayı yapmaz, yapmamalı. En azından eksiklikleri düzeltmek için biraz çaba göstermeli. Ben de çaba göstermeye çalışıyorum. Eksiklik mi denir yoksa takıntı mı denir bilmiyorum ama ben bir işe başlayınca o işi bitirmeliyim. O işin yarım kalması beni sürekli rahatsız ediyor. Başka şey yaparken bile sürekli aklıma gelir. Basit bir örnek verecek olursam, bir kitabı okumaya başlamışsam aynı zamanda ikinci kitaba başlayamam.

2-Meşhur Alaaddin'in Sihirli Lambası oldu ya kucağına düştü. Ve tabi ki 3 dilek hakkı verdi. Dikkatli düşün, klavyenden çıkan her cümleyi gerçeğe dönüştürebilir. Ne dilerdin?                                                                                                                                                   
3 dilek hakkım olsa birini kendime, diğerini sevdiklerime, sonuncusunu ise dünya için kullanırdım. Karar vermekte aceleci biri olmadığım için kendi hakkım biraz kenarda dursun derdim. Diğerlerini çevremdeki sevdiğim insanların mutlu olması için ve dünya barış, huzuru için bekletmeden kullanırdım.

3-Şimdi gerçek hayata dönüyoruz, evin, çocukların, kendin, kedin.. için yeni yılda neler yapmak var aklında? Şimdiden düşünelim ki, yeni yıl kapıda hazırlıksız yakalanmayalım :)                                                                                                                                                            
Yeni yılda önce düzenli, güzel ve istediğim alanda bir işe girmek istiyorum. Mühendislik mezunuyum ve yüksek lisansta da tez dönemindeyim. Ayrıca dünyayı gezmek gerçekten çok istiyorum. Hem iş hem de gezmek aynı anda olmayacağı için bu hayalleri biraz ertelemek gerekecek. Kimbilir belki ileride bu planı iki kişi olarak gerçekleştirebilirim.

4-Piyangodan büyük ikramiye çıksa hepimiz dünyayı gezeriz değil mi? Sen neler yapmak isterdin? Bir de şöyle düşün, o istediklerin için çok  para şart mı? Belki de değildir.                                                                                                                                          
Piyangodan bana ikramiye çıkmaz çünkü hayatımda hiç piyango bileti almadım. Almayı da hiç düşünmüyorum. Hiç emek göstermeden bir insanın bir anda çok fazla parası olması akıl sağlığını bozar. O para hayır da,  mutluluk da getirmez. Sağlığın ve sevdiklerin yanında olsun zaten yavaş yavaş isteklerin gerçek olur.

5- Para para para. Para harcamadan da gerçekleştirebileceğin hayallerin vardır elbet. Haydi onları da paylaş, bekliyoruz.                                                                                                      
Öncelikle her işin başı sağlıktır. Sonrasında insanlara sürekli tebessüm ederek ve size yapılan iyiliklere teşekkür ederek gerisi kolayca gelir. Yeter ki insanın yanında sevdikleri olsun..


2016 Yılında Dikkatimi Çeken Blog Yazıları


Merhaba samimi blog yazar ve okurları,
Blog yazarak, okuyarak bir yılı daha acısı ve tatlısı ile bitiriyoruz. Yeni yıla girerken arkamıza dönüp son bir kez daha bakarak 2016 yılı içinde paylaşılmış güzel blog yazılarını sizlere hatırlatmak istedim.  Aklıma gelen güzel blog yazılarını sizlerle aşağıda linkleri ile birlikte paylaşacağım. Bazılarını daha önceden okumuş olabilirsiniz, belki de ilk defa göreceksiniz. Unutmayın ki, bloglar yazdıkça çoğalır okundukça değerlenir. Takip ettiğim 200'den fazla blog yazarlarının hepsine yazdıkları yazılar için teşekkür ederim ve kalemlerine sağlık diyorum. Blog yazılarının devamının gelmesini diliyorum. Ayrıca blogumu ve blogger arkadaşlarımı takip etmeyi unutmayın. Yorumlarınız her zaman önemlidir. İyi okumalar..

Cafe Tigris                     : Bir Bahar Akşamı
Acemi Demirci              : Dağların Arasında Taş Dantelden Bir Siluet: İshak Paşa Sarayı 
Sade ve Derin                : İlk Aşk
Gökhan Tekin                : İstanbul'u Gezdim ve Güzel Yürekli Bir İnsan Tanıdım
Kafası Karışık Blog       : Hayatımın Fon Müziğiydin Leonard Cohen 
Ece Evren                      : Aşk İki Kişiliktir   
Dilek Eren:                    : İyi ki Doğduk Sevgili Blogcuğum
Mutluluğun Peşinde      : İzmir Kahve Festivali 2016
Evren Günlüğü              : Atıf Ünaldı Söyleşisi + Vlog 
Her Şeyden Konuşmalı : Önce İcat Edildi, Sonra Unutuldu!
Mustafa Sönmez           : Anlat Hadi (Kalbinin Sesini Dinle)
Kelimeler Benim          : Senden Korkmuyorum
Değmesin Yağlı Boya   : Blogumu Kapatmak İstiyorum Diyenlere
Berika'nın Günlüğü       : Bir Şair Padişah/ Genç Osman (Farisi) 
Begonvil Sokağı            : Hayatlarımız Hikaye Olmuş