Kahve Dükkanları

Kahve

Kahve dükkanı denince burnuma hemen daha yeni çekilmiş kahve çekirdeklerinin mis gibi kokusu geliyor. Kahveyi güzel yapan şey kesinlikle taze çekilmiş olmasıdır. Bu yüzden kahve dükkanlarını severim. Her daim taze kahve önüne sunulur. Bir yudum kahveni alırsın ve sakin bir müzik ile enerjini geri toplarsın.

"O kadar parayı vermeye ne gerek var" diye sorular kulağıma gelmeye başlayınca ise cevabım, evet gerek var. 3'ü bir arada veya 2'si bir arada  gibi hazır kahveler de ucuz bir seçenek. Fakat adında hazır olan gıda ürünlerinden doğrusu biraz çekiniyorum. İçindekilere biraz göz atıyorum: kahve beyazlatıcısı, süt proteini, şeker ve en son çözülebilir biraz kahve var. Halbuki ben sadece kahve içecektim. :)
 
Şimdi benim konum bu değil. Benim konum gerçek kahve tatlarının bulunduğu kahve dükkanları olacak. Kahve meraklılarının özellikle çok sevdiği ve son yıllarda adını sıkça duymaya başladığımız üçüncü dalga kahve dükkanları var. Peki bunun ikincisi ve birincisi var mıydı? Kahve için ölüp bitmekte olan, gününü kahvesiz geçiremeyen kafein çılgınları var. Onlar bu konuya aşina olabilirler, yine de biz birinci dalgadan üçüncü dalgaya doğru kahve akımlarının yolculuğundan bahsedelim.

Birinci dalga kahve,  kahvenin bulunuşundan sonra toptan satın alınması ve kahveyi her eve sokacak şekilde dağıtımını sağlayan sistemdi. Kahve her evde vardı ancak önemli olan kaliteden ziyade o kahveyi bir şekilde içebilmekti. Yani burada kahveden aldığınız tadın pek de önemi yok. Aslına bakarsanız kahvenin emekleme dönemi olmuş oluyor. Sadece ticari bir ürün olarak görülüyor.


İkinci dalga kahvede; ticari amaç olmaktan çıkma, markalaşma ve tüketicilerin zevkleri doğrultusunda servisi daha ön plana çıkmıştır. Başta Starbucks olmak üzere Caffe Nero, Gloria Jeans, Tchibo gibi pek çok franchise şeklinde kurulan zincir kahve dükkanlarının yaygınlaşmasıyla oluşmuştur. Kahvenin hakettiği değeri görme ve alınan keyfin artması bu dönemin başlamasıyla olmuştur. Kahveye özgünlük katan bu akım hala popülerliğini korusa da kahvenin gurmesi olarak nitelendireceğimiz kişiler için artık sonlanmaya yakın bir akım olarak görülebilir.


Üçüncü dalga kahve, kahveye saygı duymanın ve takdir etmenin önemini ortaya çıkardı. Kahvenin çekirdeğinin topraktan aldığı tüm aromalar gün yüzüne çıktı. İçerken damağımızda kalan tatlar bizim için önemli oldu. Kısaca kahve sanatı karşımıza çıktı. Kahvenin çekirdekten bardağa olan süreci öğrenebilmenin yanı sıra demleme teknikleri de değişti. Kahveler artık Aeropress, Chemex, Syphon, Hario V60 gibi laboratuvarı andıracak aletlerde demleniyor ve bizlere sunuluyor.
Ülkemizde üçüncü dalgayı Walter's Coffee, Kronotrop, MOC (Ministry of Coffee), CoffeeTopia, Petra Roasting Co., Coffee Sapiens, Two Cups Coffee&Roastery, Brew Coffee Works gibi adını saymakla bitmeyen pek çok kahve dükkanı temsil etmekte.
 


Yazıyı okuduğunuza göre artık canınız biraz kahve çekmiştir. O zaman haydi kahve içmeye :)

Ben Yusuf Arslan. Kısaca Acı bir kahve tadında blogunun yazarı, yüksek mühendis, posta pulu koleksiyoncusu, pikapların çoğu tozlu raflara kaldırılsa da plaksever ve yeni yerleri gezip görmeyi seven biriyim. Daha Fazlası

PAYLAŞ

BENZER YAYINLAR

SONRAKİ YAZI
« ÖNCEKİ YAZI
ÖNCEKİ YAZI
SONRAKİ YAZI »

9 yorum

yorum
9 Ekim 2016 22:44 delete

Malesef kahveye duyulan saygı sıradanlaşıyor. Bu yazınızın içeriği çok kaliteli, şimdi burnuma taze çekilmiş kahve kokusu geldi :)

Yanıtla
avatar
10 Ekim 2016 00:48 delete

Çok güzel bir yazı ve çok güzel bir kahve kokusu geldi şimdi burnuma :)


emeğinize sağlık ..

Yanıtla
avatar
10 Ekim 2016 19:26 delete

Teşekkür ederim, yazının içeriğini kaliteli bulmanıza gerçekten sevindim :)

Yanıtla
avatar
11 Ekim 2016 12:38 delete

Kahve artık şarap muamelesi görmeye başladı. Üretim yeri, kalitesi, sunumu. Keyif katmaya başladılar kahve içimine. Blogunuzu takibe aldım ben de beklerim. Selamlar. http://turgayaksoy.blogspot.com.tr/

Yanıtla
avatar
12 Ekim 2016 13:26 delete

Canım kahve istemedi desem yalan olur.. Bu yazıyı okuyana kadar "Amaaan ne gerek var kahve için o kadar para vermeye" diyenlerdendim. Yazıyı okuyunca şöyle bir fikrim değişmedi desem yalan olur. Hele de hazır kahvelerden bahsettiğin kısım.. :) Kahve yapımının çokça çeşidi olduğunu duymuştum bende ama hiç araştırmadım. Bir kez de haberlerde görmüştüm, kahve festivalimiydi tam hatırlamıyorum ama "Kahve çılgınları toplandı" diye haberi sunan kişin cümlesi hala hatrımda..

Yanıtla
avatar
12 Ekim 2016 15:27 delete

Kahve içececekseniz sağlınız için en son seçeceğiniz hazır 3'ü bir arada gibi kahveler olsun. Gerçekten Kahvenin tadını aldıktan sonra arkanızı dönüp zaten hazır ürünlere bakmazsınız. Fikrinizi değiştirmeniz benim için memnuniyet verici çünkü sağlık daha önemli. Saygılarımla,

Yanıtla
avatar
17 Ekim 2016 09:32 delete

Kahve ve eşliğinde kitap okumak. Blog yazarken, kızım haydi bir kahve içelim demek neşe veriyor bana. Ama tarihçesi niteliğindeki yazın çok hoşuma gitti Yusuf. Kahveli ve keyifli, mutlu günler dileklerimle. Ece ablan :)

Yanıtla
avatar
18 Ekim 2016 17:00 delete

Teşekkür ederim Ece abla, düşüncen benim için gerçekten önemli. :)

Yanıtla
avatar

Yazıma yorum yapabilmeniz için daha önceden hesabınızı seçmeniz gerekmektedir. Herhangi bir hesabınız yoksa anonim olarak da yorum yapabilirsiniz.