Erzincan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Erzincan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Erzincan ve Erzurum Gezisi

Erzincan Güneyindeki Köyden Fotoğraf

Merhabalar, 

Daha önceden baktığın yerlere bir de farklı açıdan bakmak güzel olmaz mıydı? Defalarca kez gittiğim Erzincan'ı bu sefer doğal güzellerini gezmek istedim. Erzincan'ı tanıttığım önceki gezi yazısına bakmak isterseniz "Bu Sefer Yolum Erzincan'a Düştü" adlı yazıma da bir göz atabilirsiniz.

Ülkemizde çok fazla bilmediğimiz doğal güzellikler var. Gezdim, gördüm dediğiniz yerleri gerçekten gezdiğinizi düşünüyor musunuz? Bir şehir merkezinden ayrılıp köylerine, kasabalarına gittiğinizde oraların daha güzel olduğunu görürsünüz. Görmekle kalmayıp o şehirle ilgili bilmediğiniz bilgilerle donanırsınız.

Son yıllarda ülkemizde kuraklıklardan bahsederken bu sene her yere sanırım bolca kar ve yağmur yağmış gibi duruyor. En azından bunu Erzincan ve Erzurum için diyebilirim. Irmaklar, dereler ve göller dolmuş taşmış. Eriyen karlardan beslenen kaynaklar sular buz gibi çağlıyor. Haziran aynının ortalarındayız. Havalar aşırı ısındı. Fakat hala birçok dağın tepesinde karlar erimemiş. Yükselti arttığından ve erimeyen karların etkisiyle paylaştığım fotoğraflardaki yerlerde yaz aylarında bile serin serin oturup çayınızı içebilirsiniz.
Erzincan Güneyindeki Köyden Fotoğraf

Erzincan şehir merkezinin güneyinde Ergan dağı var. Tunceli ilinin kuzeyinde bulanan Munzur Sıra Dağlarının Erzincan tarafına bakan kısımdaki dağın ismidir Ergan dağı. Şehirde burayı herkes bilir çünkü buralar serin yerleşim yerleridir. Ergan dağının yamacında irili ufaklı köy veya bağ evleri vardır. Yaz kış serin olduğu için yazları insanlar bu bölgelere gelir. Ergan dağının tepelerine doğru 2970 metre yükseltide 2012 yılında kayak tesisi kurulmuş. Pist 12 kilometre uzunluğunda. Yolunuz düşerse Ergan dağı kış aylarında kayak için, yaz aylarında insanların serin yerlere kaçış noktası olarak düşünebilirsiniz.
Erzincan Ergan Dağı Kayak Tesisleri
Erzincan Ergan Dağı Kayak Tesisleri Göl Manzarası
Erzurum kış memleketi olarak bilinir. İlk defa Erzurum'a yaz ayında giden biri olarak şehir merkezinde bile serin havası olduğunu gördüm. Her köşede bir çay evi var. Yaz ayında bile hava serin olduğu için yaz kış burada herkes çay içiyor. Çayı da kıtlama içiyorlar. Dadaş çayı az demli olduğu için çokça içebilirsiniz. 

Erzurum'da bir de Anadolu Selçuklu döneminin en büyük medresesi olan Çifte Minareli Medrese var. Gezmenizi öneririm. 1275 yılında yapılmış olmasına rağmen hala ihtişamını korumakta.
Erzurum Çifte Minareli Medrese
Erzurum Çifte Minareli Medrese İçerisi
Tarihi Erzurum evleri 2 katlı, kalın duvarlı, duvarlarda yüklükler ve rafları olan evlermiş. Şehir merkezinde olan Erzurum evlerini yansıtan ve çay bahçesi olarak kullanılan yere gittik. Tarihi mekanda çaylarınızı yudumlamak gerçekten insana keyif veriyor. Tavsiye ederim.
Tarihi Erzurum Evi
Tarihi Erzurum Evi 2
Erzurum yemekleri denince akla ilk Cağ Kebabı gelir. Cağ kebabının mucidi olarak marka tesciline sahip olan bir restorana gittik. Erzurum'a gelmişken Cağ kebabının hasını yiyelim dedik. Bu restoranı oraya gidince öğrendim. Duvarlarında önceden buraya gelmiş neredeyse yüzlerce ünlünün fotoğrafını da görebilirsiniz.
Erzurum Cağ Kebabı

Sessizlik İçinde Tren Garı

Erzincan

Nice ayrılıkların, hasretlerin, sevdiklerine kavuşmaların ve mutlu sonların yaşandığı bu yerler artık sessiz. Kara tren gecikir belki hiç gelmez diye türküsü de var. Kara trenin geciktiği doğru da memleketine tren ile gelenler de gecikmiş olmalılar. Buralar yani istasyonlar artık hep sessiz. Gelen trenin düdüğü boş binaya karşı çalıp yolcusunu almadan gidiyor. Yoldan geçerken kenarda ihtişamlı bir bina gördüm. Bu bina 1936 yılında inşa edilmiş Erzincan tren garından başkası değildi. Doğu ekspresi buradan geçiyordu. Sanırım batıdan gelen yolcular buraya uğramadan direk Erzurum ve Kars'a geçiyordu. Bina kesme taştan yapılmış ve gerçekten ihtişamlı bir görüntüye sahipti. İçeride 1-2 çalışandan başkası yoktu. Tren seferlerinin olduğu tabelaya baktım ve buradan günde sadece 2 tren geçiyormuş. Tren garına bakınca eskiden buraların insanlarla dolu olduğunu hayal ediyorum. Bazıları oturmuş yakınını bekliyor, bazıları da bavullarla gelecek treni bekliyor. Tabii bunlar sadece düşüncede kalıyor. 

Kendime soruyorum neden biz buraları terk etmişiz? Hem kara yollarında olan trafikten şikayet ederiz hem de herkes kendine bir araba alır ve yalnız başına seyahat eder. Kimse tren yollarımız gelişmemiş ve yıllarca buralara yatırım yapılmamış demesin, çünkü biz buraları terk ettiğimiz için gelişmemiş. Kullanılmayan şeye devlet neden yatırım yapsın ki?

Train Station


Trenlere eski teknoloji denmesinden de hiç haz etmiyorum. Aksine bence tren kullanan toplumlar uygar toplumlardır. Yurt dışına bir çıkın, çoğu yolcu taşımacılığının trenlerle yapıldığını görürsünüz. Kullanışlı olduğu için dünya genelinde demir yollarında gelişmiş taşıma sistemlerini kullanmaktalar. Bizim gibi tren garlarını ölüm sessizliğine bırakmamışlar. 

İstasyonları boş görünce en çok bekleyeni olmayan insanlar aklıma geliyor. Arkasında bekleyeni olmayan kişiler ipi kopmuş uçurtma gibidir. Etrafa savrulur, gider. Bir zaman sonra bir yere parçalanarak düşer ve kimse hatırlamadığından unutulup kalır. 

Bu sefer yolum Erzincan'a düştü


Recep Yazıcıoğlu Parkı - Fotoğraf: Yusuf Arslan
  Bu yaz yolum Erzincan'a düştü. Doğusunda Erzurum, batısında Sivas bulunmakta. Sarp dağlıkları geçince geniş bir plato karşımıza çıkmakta ve tam orada Erzincan şehri bulunmaktadır. Şehre uzaktan bakınca çok katlı ev göremezsiniz. Nedeni ise buranın deprem bölgesi olması. Aslına bakarsanız bu sayede şehir daha sade ve aşırı şehirleşmeden uzak görüntü çizmekte. Geniş ve düz yer şekline sahip olması sebebiyle dağınık yerleşim görülmekte.

     Şehirde biraz tur atınca birçok çay bahçesi görebilirsiniz. Dadaşlar şehri Erzurum'a yakın olmasından bu çay bahçelerinde kıtlama çay içen sayısı bir hayli fazla. Kıtlama çay içmek için marketlerde satılan standart küp şekerleri kullanmıyorlar. Yöreye has, suda geç eriyen ve sert kıtlama kesme şekeri var.

     Şehir merkezinde Dörtyol adında bir meydanı var. Erzincan'da her yol Dörtyol'a çıkar dersem yanlış olmaz. Çünkü burada yol tarifleri hep buraya göre yapılıyor. (Dörtyol'dan aşağı gel veya Dörtyolun orada buluşalım vb.)

Erzincan
Dörtyol - Fotoğraf: Yusuf Arslan

    Bakırcılık sanatı burada çok eski zamanlardan beri yapılıyor. Kullanımı azalması ve yeni nesilin bu mesleğe ilgi göstermemesi sebebiyle neredeyse yok olma noktasına gelmiş. Şehir merkezideki Dörtyol'un altında bakırcılar çarşısı var. Burada pek çok farklı bakır eşya bulabilirsiniz. Yalnız artık çoğu fabrikasyona dönmüş durumda. El işçiliği olan ürün de bulabilirsiniz, fakat ücreti biraz fazla olacaktır. Erzincan'a gelince bakır eşya almamak olmaz.

Erzincan
Yeraltı Çarşısı - Fotoğraf: Yusuf Arslan

     Buraya gelince uğramanız gereken yerlerden biri de Ekşisu mesire alanı. Adından da anlaşılacağı gibi buranın suyu ekşi. Çeşmelerinden maden suyu akmakta. Buraya gelmeden önce yanınıza birkaç boş şişe getirmenizde fayda var. Çünkü marketlerde satılan maden sularından farkı yok. Hatta burada adı iyi bilinen madensuyu şişeleme fabrikaları bile var.

Erzincan
Ekşisu Mesire Alanı - Fotoğraf: Yusuf Arslan

     Son olarak buradan ayrılırken bakır eşyaları yanı sıra tulum peyniri, tava leblebisi ve erzincan ketesi alabilirsiniz. Buraya gelince bu ürünleri her yerde bulabilirsiniz. İyisini almak istiyorsanız halkına sormanızda fayda var.

Şehir Merkezine Yakın Bir Sulama Barajı - Fotoğraf: Yusuf Arslan