Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Okunsun Diye Yazmıyorum Yazılarımı


Okunsun diye yazmıyorum yazılarımı. Düşüncelerim bir yerde dursun diye yazıyorum. Eğer bir gün ben, ben olmaktan vazgeçersem arkamdaki yazılara bakıp kim olduğumu anlamaya çalışacağım. Dışardan bakarsan denizin derinliğini anlayamazsın. Anladığını sanır kendini kandırırsın. İnsan sığ sularda yüzerken denizin derinliğini ancak anlayabilir. Yazımda bir okyanusdan değil de bir denizden bahsettim. Hayatımda ben hiç okyanus mu gördüm? Akvaryumdaki balığa sen okyanusun güzelliklerini anlatsan nafile. İşte ben kendimi o akvaryumdaki balık gibi hissediyorum. Dışarı açılamamış, yalnız.. Açılsa belki güzel şeyler olacaktı. Biraz da kendime şımarık desem yanlış olmaz. Şimdi nereden çıktı bu diyebilirsiniz? Ben akvaryumdaki balığım ya işte sabah akşam yemimi dışarıdan hazır almaya alışmışım. Kendi yemimizi kendimiz bulmuyoruz veya çaba bile göstermiyoruz. 

Birileri dışarıdan o böyle olmaz, bu böyle olur gibi söylemlerde bulunuyor. Sen ona neden bakıyorsun? Boşver, elalem ne derse desin. İşin elaleme kaldıysa ağzı torba değildir ki büzesin. Unutma insan her zaman kendinden sorumludur. Kendin bir hata yaparsan bir süre sonra acısına katlanırsın. Başkası senin adına hata yaparsa acısı geçmez. Çünkü kendi hakkını başkasına kullandırmışsındır. Sonucunda pişmanlık hissedersin. Eline bazen fırsat bir kez geçer. Her gününü son gününmüş gibi yaşayarak kararlarını ver. Karar verirken de bir sorumsuz gibi kararlarının altı boş olmasın. Kısaca kendini yetiştir. Yere sağlam basmak için biraz da kitap oku diyerek ben kaçayım artık. Bu da böyle kısa yazılarımdan biri olsun.

Çok Blog Okuyan Mı Çok Youtube İzleyen Mi Bilir?


Şimdi "Çok okuyan mı çok gezen mi bilir?" polemiğine ayrı bir boyut katacağım. Çok blog okuyan mı bilir? Yoksa çok youtube videosu izleyen mi bilir? Günümüzde internetin büyük bir bilgi kaynağı olduğu yadsınamaz bir gerçektir. İnternet sayesinde görsel ve işitsel olarak pekçok bilgiye kısa yoldan ulaşırız. Bu yazımda internet üzerindeki yazılı ve görsel bilgi kaynaklarını dikkate alarak yazdım.

Okumak, çok eski zamandan beri insanların yaptığı bir eylemdir. Bir eylem olarak kalmayıp bilgiye ulaşma yolumuzdur. İnsan görerek, dinleyerek öğrenir; fakat okuyarak daha fazla öğrenir. Öğrenmek için çaba sarfedilmesi gerekir. En azından ben böyle daha iyi öğrendiğimi düşünüyorum. Görsel ve işitsel yollarla da öğrenmeyi sağlarız. Bize daha eğlenceli geldiği için birçoğumuz kitaplara ve bloglara sırtını dönüp sadece kendini sanal ortamda bulunan video platformlarına bırakmış durumda. Her şey iyi, güzel ve hoş da unuttuğumuz bir şey var. İnsanda kısa ve uzun ömürlü olmak üzere iki tür bellek vardır. Sanal ortamda bulunan video platformlarında (youtube vb.) bilgiler görsel ve işitsel olarak karşımıza gelir ve gider. Sanal ortam artık bilgi çöplüğüne dönmüş. Bir video izleyeceğim diye gereksiz fazladan bilgi kirliliğine de maruz kalmaktayız. Gördüğün veya duyduğun bir bilgi ile belki bir daha karşılaşmayacaksın. Tekrarlama yapmadığın için görsel sanal ortamdan öğrendiğin yüzlerce bilgi kısa süreli belleğimizde belli bir süre sonra kaybolup gider. Peki, ben görsel ve işitsel bilgiyi ikişer kez izlersem öğrenemez miyim?

Bir öncekinden daha fazla uzun sürede aklında bilgiyi tutarsın, fakat bu kez de öğrendiğin bilgileri gruplamadığın (önceki öğrendiğin bilgilerle ve yeni öğrendiğin bilgiler arasında bağ kurmadığın) için yine bellekte bilgiler kısa zamanda unutulup gider. Nedeni ise youtube gibi platformlarda bilgiler sürekli bir anlık gelip gidiyor. Sonra bunu da izler misiniz? diye tavsiyeler vardır. Ondan ona derken istediğimiz şeyden farkında olmadan uzaklaşmışız.

Sanırım günümüzün en büyük hastalığı unutkanlık. Ben genel anlamda unutkanlığı kısa süreli bellekte tuttuğumuz gereksiz bilgilere bağlıyorum. Bir kitabı bütünce okuruz, ama bir videoyu parça parça izleyebiliriz. Hatta bir serinin kitabını asla 1.kitabı okumadan 2.kitabı okuyarak başlamayız, ama bir videonun ortasından izleyebiliriz. Kitap,blog gibi şeyleri okuyarak hem düşünme zamanımız oluyor hem de önceki öğrendiğimiz bilgiler ile yeni öğrenilen bilgiler arasında bağlantı kurmamız için zamanımız oluyor. Yazılı bir bilgiyi okurken isteğiniz ile kitabun başına oturduğunuz için tüm dikkatinizi de toplamış olursunuz. Bu sayede uzun süreli belleğe bilgileri atmış olur, hayatınızın büyük bir bölmünde bu bilgiyi hatırlarsınız.

Burada sadece kitap,blog okuyun demiyorum. Okuyarak bilgileri öğrendikten sonra youtube gibi platformlardan bilgileri pekiştirmiş olursunuz. Yola ilk çıkış noktamızın her zaman okumak olması gerektiğine inanıyorum.

Siz nasıl düşünüyorsanız yorumlarda belirtirseniz sevinirim..
        

Bir Yudum Kitap Tavsiyesi



     İnternette gezinirken tesadüfen bir site keşfettim. Her sabah bir yudum kahve ve bir yudum kitap kalbinize iyi gelir yazıyordu. E-posta adresinize her gün okumak için kısa hikaye ve roman pasajlarını gönderiyorlar. Sadece isim ve e-posta adresinizi kaydedip sabah saat 8:00'de okumalık yazınız yanınızda oluyor. Sabah işe, okula giderken yolda okuyarak güne güzel başlamış oluyorsunuz.

     Bu sayede bazen hiç duymadığınız yazarlar ve kitaplar keşfetme fırsatınız oluyor. Siteye abone olduktan sonra kitap tavsiye etmeyi ihmal etmeyin. Bu güzel hizmet için sitede kitap aşıkları için her zaman ücretsiz olacağının garantisini vermişler. Şimdiden iyi okumalar..

Site: bir yudum kitap 

Kitap İnceleme #2 Kuyucaklı Yusuf

     Sebahattin Ali'nin Kürk Mantolu Madonna kitabını okuduktan sonra bende diğer kitaplarını okumak için ayrı bir heves oldu. Bunun üzerine Kuyucaklı Yusuf kitabını okudum. Artık e-kitap okuyucum da olduğuna göre kitaplarımı buradan satın alıyorum ve okuyorum.
     Kitapta Yusuf'un ailesi 9 yaşındayken eşkiyalar tarafından gözü önünde öldürülür. Bunun üzerine kaymakam Yusuf'u evlatlık edinir. Kaymakamın Muazzez adında bir kızı vardır. Kardeş gibi büyürler ve büyüdükçe birbirlerine derin hisler beslemektedirler. Ancak ikisininde bu hisleri açıklamaya cesareti yoktur. Bir gün Muazzez Yusuf'u sevdiğini itiraf eder. Yusuf çok şaşırır ve asla ümit edemeyeceği hayali gerçek olmuştur. Buradan sonra hikayemiz yeni başlıyor. Kitabı severek okuyacağınızdan eminim. Sonlara doğru kitabın akışı hızlanıyor ve elinize alınca kitabı tek seferde bitirmek isteyeceksiniz.
     
"Bir zamanlar birbirlerinden ayrılmak, birbirlerini kaybetmek ihtimalinin korkusunu çekmiş olmasalar, belki de birbirleri için ne kadar kıymetli olduklarını hâlâ bilemeyeceklerdi."

İyi Okumalar.


Kürk Mantolu Madonna kitabının incelemesine buradan ulaşabilirsiniz.

Bir gün, Muazzez, Yu­suf’a açılır. Onu çok sevdiğini itiraf eder. Yusuf çok şaşırır. As­la ümit edemeyeceği hayali gerçek olmuştur.

Kaynak: http://www.edebiyatfatihi.net/2013/06/sabahattin-ali-kuyucakli-yusuf-roman.html
Bir gün, Muazzez, Yu­suf’a açılır. Onu çok sevdiğini itiraf eder. Yusuf çok şaşırır. As­la ümit edemeyeceği hayali gerçek olmuştur.

Kaynak: http://www.edebiyatfatihi.net/2013/06/sabahattin-ali-kuyucakli-yusuf-roman.html
Bir gün, Muazzez, Yu­suf’a açılır. Onu çok sevdiğini itiraf eder. Yusuf çok şaşırır. As­la ümit edemeyeceği hayali gerçek olmuştur.

Kaynak: http://www.edebiyatfatihi.net/2013/06/sabahattin-ali-kuyucakli-yusuf-roman.html
Bir gün, Muazzez, Yu­suf’a açılır. Onu çok sevdiğini itiraf eder. Yusuf çok şaşırır. As­la ümit edemeyeceği hayali gerçek olmuştur.

Kaynak: http://www.edebiyatfatihi.net/2013/06/sabahattin-ali-kuyucakli-yusuf-roman.html

Sabahattin Ali, KafkaOkur Dergisinde..

     Kitapçı raflarında gözümü gezdirirken Kafkaokur edebiyat dergisinin kapağında Sabahattin Ali'nin resmini gördüm. Şüphesiz herkesin aklına hemen Kürk Mantolu Madonna kitabı aklına gelir. Kitabını okuyalı çok oldu ama dün okumuşcasına her satırı aklımda. Kitabın baş kahramanı olan Raif Efendi sessiz, sakin ve ahlaklı bir kişidir. Hep istemediği bir hayat yaşamıştır ancak hayatında bir daha göremeyeceği ve hep özlemini duyduğu biri vardır. Sıkıntısını hep içinde yaşamıştır.  ''...insanlara ne kadar çok muhtaç olursam, onlardan kaçmak ihtiyacım da o kadar artıyordu.'' diyordu Raif efendi.
     Beni düşündüren asıl konu bu kadar içten anlatımı olan kitabı yazara yazdıran şey neydi? Arkasında yaşanmışlıkları mı barındırıyordu? Beni asıl üzen şey ise yıllar sonra yazarın hakettiği değeri görmesiydi. Bu soruların yanıtlarını arayarak aldığım Kafkaokur dergisinin bu ayki sayısını okuyacağım.  

İyi günler dilerim..

Yorumlarınız benim için önemli...

Bugün üç güzel kitap aldım (Yüzbaşının kızı,Dönüşüm ve Büyük insanlık)

     Son Moskova gezimden sonra Aleksandr Puşkin’i daha iyi tanıdım ve kitaplarını okumaya karar verdim. Puşkin modern Rus edebiyatının kurucusu ve en büyük şairlerinden biri olarak görülmekte. Genç yaşta vefat etmesine rağmen pek çok eser vermiştir. Puşkin ölümü ise çok sevdiği eşi Natalia’ya bir Fransız gencin imzasız mektup aracılığı ile kur yaptığını öğrenir. Puşkin genci düelloya davet eder ve bu genç en iyi nişancılardan biri olduğu herkesçe bilinmektedir. Puşkin düelloda vurulur ama vurulduğu için değil yarası enfeksiyon kaptığından ölür. Kısacası eşi için ölüme meydan okuma hikayesidir.

Online kitap siparişi vermek

Her ne kadar Dünya geneline göre kitap okuma oranımız düşük olsada son zamanlarda online kitap sipariş verme konusunda ülkemizde büyük artış göstermiş. Bunu da günümüzdeki online kitap satışı yapan sitelerin sayısının artmasından anlıyoruz. 


Kitap İnceleme #1 Kürk Mantolu Madonna


Son zamanlarda kitapçılarda ve online kitap satış mağazalarında en çok satanlar listesinde uzun bir süre gördüm. Etrafımdan okumam için tavsiyeler de olunca artık okumanın zamanı gelmiştir dedim ve bu kitabı neden daha önceden okumamışım diye sordum kendime. Gerçek hayatta olabilecek bir konuyu çok içten ve samimi duygularla bizlere aktarmış yazar. Kitabı bitirdikten sonra beğenmeyen yoktur sanırım.