Okunsun diye yazmıyorum yazılarımı. Düşüncelerim bir yerde dursun diye yazıyorum. Eğer bir gün ben, ben olmaktan vazgeçersem arkamdaki yazılara bakıp kim olduğumu anlamaya çalışacağım. Dışardan bakarsan denizin derinliğini anlayamazsın. Anladığını sanır kendini kandırırsın. İnsan sığ sularda yüzerken denizin derinliğini ancak anlayabilir. Yazımda bir okyanusdan değil de bir denizden bahsettim. Hayatımda ben hiç okyanus mu gördüm? Akvaryumdaki balığa sen okyanusun güzelliklerini anlatsan nafile. İşte ben kendimi o akvaryumdaki balık gibi hissediyorum. Dışarı açılamamış, yalnız.. Açılsa belki güzel şeyler olacaktı. Biraz da kendime şımarık desem yanlış olmaz. Şimdi nereden çıktı bu diyebilirsiniz? Ben akvaryumdaki balığım ya işte sabah akşam yemimi dışarıdan hazır almaya alışmışım. Kendi yemimizi kendimiz bulmuyoruz veya çaba bile göstermiyoruz.
Birileri dışarıdan o böyle olmaz, bu böyle olur gibi söylemlerde bulunuyor. Sen ona neden bakıyorsun? Boşver, elalem ne derse desin. İşin elaleme kaldıysa ağzı torba değildir ki büzesin. Unutma insan her zaman kendinden sorumludur. Kendin bir hata yaparsan bir süre sonra acısına katlanırsın. Başkası senin adına hata yaparsa acısı geçmez. Çünkü kendi hakkını başkasına kullandırmışsındır. Sonucunda pişmanlık hissedersin. Eline bazen fırsat bir kez geçer. Her gününü son gününmüş gibi yaşayarak kararlarını ver. Karar verirken de bir sorumsuz gibi kararlarının altı boş olmasın. Kısaca kendini yetiştir. Yere sağlam basmak için biraz da kitap oku diyerek ben kaçayım artık. Bu da böyle kısa yazılarımdan biri olsun.





