Kunduracı Amcam

     Soğuk kış gününde eski ahşap dükkana girince yüzüme sobanın sıcacık havası çarptı. Gözümü ustaya çevirdim ve ayakkabı tabanına ökçe çakan boyalı yaşlı ellerini gördüm. Yılların ağırlığını bu ellere yüklemiş amcamız. Gücü kuvveti yettiği kadarınca üç çocuk büyütmüş. Aklında kötü düşünce nedir diye bilmez, herkese yardımcı olmuş. Kendisi gurbet hasreti içinde buralara gelmiş ve yıllar önce dükkanını açmış. Şimdi ise dükkanda işi olmayan bile ustanın hatrını sormak için gelirler ve bir çayını içerler. Ezan sesini duyunca ise işini bırakır ve dükkanın kapısını sadece kapatarak camiye koşar. Asker gördü mü hemen ortaya güzel bir sofra çeker, ceplerine harçlık koymadan göndermez. 
     Ustama sordum: Bu mesleği tüm incelikleriyle nasıl öğrendin?  
     İnce ve titrek bir ses ile sabahlara kadar çalıştım. Hatta bir dükkandan başka kalacak yerim yoktu, ben de dükkanda yattım. Kışları soğuk geçen bir yerdir burası, şu küçücük sobam bana yetti. Ama şimdiler bilmez bunları nasıl zorluklar yaşadığımı. Çok şükür elimiz ayağımız tutuyor.
    Dükkanda oturdukça ilk başta gelen rahatsız edici ağır kösele ve boya kokularını şimdi almıyordum. Dükkan bana daha güzel göründü bu tüm yaşanmışlıklarla. Bileğinin gücü ile ustam kimseye muhtaç olmadan bu günlere gelmiş. Halinden de çok memnun. Peşinden Allah bana verdi, sağlıklı şekilde Allah olmayanlara da versin diye duasını ettikten sonra sobanın üstündeki hoş kokulu demlenmiş çayından herkesle paylaştığı gibi benle de paylaştı. Her gençlerle sohbet ettiğinde sohbeti sonunda tahsilli adam olmanın önemini anlatır, bak biz okuyamadık ama siz okuyup vatana millete hayırlı büyük adam olun diye tembihlemeden geçmez. Bu temiz kalpli güzel insanı hep hatırlarım ve hatırlayacağım.     

Y.A.
 

Ben Yusuf Arslan. Kısaca Acı bir kahve tadında blogunun yazarı, yüksek mühendis, posta pulu koleksiyoncusu, pikapların çoğu tozlu raflara kaldırılsa da plaksever ve yeni yerleri gezip görmeyi seven biriyim. Daha Fazlası

PAYLAŞ

BENZER YAYINLAR

SONRAKİ YAZI
« ÖNCEKİ YAZI
ÖNCEKİ YAZI
SONRAKİ YAZI »

18 Yorumlar

  1. Çok güzel bir paylaşım , kundura kokusu burnuma geldi . Sahnenin içinde buldum kendimi

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim :) yalnız hikaye hayali değil gerçek..

      Sil
  2. Candan öte dostum, o anlattığın ustayı bir ben tanırım sanırım... Dedeciğin...

    YanıtlayınSil
  3. Çok güzel ve duygu dolu bir yazı tebrik ederim. Başarılar.
    http://ucluklavye.blogspot.com.tr/ sizide bloguma beklerim.

    YanıtlayınSil
  4. Maasallah böyle emekçilere destek olmak Lazım kumdırılarda sorun olduğunda biriktirir özellikle Türkiye'ye gittiğimizde tamir ettiririz ama 40 yılda bir. Herkes tamire yönelse aslında böyle zanaatkarlar de tarihe karışmasa

    YanıtlayınSil
  5. Neye üzülüyorum biliyor musun,yeni nesil bu duygulardan,guzelliklerden,sobanin sicakliginin yuze vurmasindan bihaber yasayacak,bilmeyecekler ne demek...Benimde bir Tık tık Necati amcam vardı onu hatirlattin.Giderdim yanina sohbetini dinlerdim kucucuk bir dukkandi ama oyle guzel oyle icinden çıkılmayası nostalji kokan bir yerdiki...Bu satirlari okurken o anlarim canlandi gozumde.Gönlüne saglik :)

    YanıtlayınSil
  6. Masal okur gibi okudum yazınızı. Böyle insanlar artık o kadar az ki görüğünü söyleyen birileri bana güzel bir masal anlatıyor gibi geliyor... Ne mutlu o amcaya en azından sizin gibi hatırşinas birine tesadüf etmiş ve burada can bulmuş dükkanı, emekleri, insanlığı kelimelerinizle.

    YanıtlayınSil
  7. Artık böyle emek sahipleri azalıyor gün geçtikçe de yok olup gidecekler sanırım.
    Usta çırak yöntemi ile yapılan işler maalesef çok azaldı .
    Harika bir anı teşekkürler paylaştığınız için gerçek emeğin ustalarına selam olsun.

    YanıtlayınSil
  8. Şahane bir paylaşım, kaleminize sağlık :)

    YanıtlayınSil
  9. Yazıyı okuyunca bizim mahalledeki ayakkabı tamircimiz canlandı gözümde. Ne zaman gitsem hep karşısında sohbet ettiği birilerini görürdüm. Namaz vakitlerine yakın gitmemeye özen gösterirdim. Yakin zamanda kapattılar o derme çatma yeri, çocukları bir binanın altında dükkan kiraladılar... Kim bilir sohbet etsem benzer bir hayatla karşılaşacaktım belki de... Okumamış ama aydın olan bu amcayla tanıştırdığınız için teşekkürler...

    YanıtlayınSil
  10. Ne güzel yaa selam verilmeden geçilmemesi…
    şimdi ölen oluyor da haberimiz olmuyor, bihaber yaşıyoruz maalesef buralarda :(
    bileğine kuvvet, senin de kalemine ;) Teşekkürler, sıcak ve keyifli bir paylaşımdı ;)

    YanıtlayınSil
  11. Bir kitaptaki hikayeymiş gibi geldi yazdıklarınız. Böyle insanların her zaman olması gerekiyor..

    YanıtlayınSil
  12. Bir kitaptaki hikayeymiş gibi geldi yazdıklarınız. Böyle insanların her zaman olması gerekiyor..

    YanıtlayınSil
  13. Ne güzel anlatmissinız, hayatlarımız hep bir hikayeyi barındırıyor, hikayenizi kaleme alırken o duyguyu en saf temiz haliyle hissettirdiniz...teşekkürler...blogunuzu takibe alıyorum...

    YanıtlayınSil
  14. İşte böyle eski günlerdeki hatıralarımızdan yazarsak,o günlerde her şeyin saygı ve sevgi çerçevesinde olduğunu anlarız.Böyleydi gerçekten.Bana ilham verdiniz.Hatıralarımı bir karıştırmam gerekliliği hissettim.Sağolun paylaşım için.

    YanıtlayınSil
  15. Ellerinde ki, yüzünde ki yaşanmışlık hissi beni çeker her zaman ustaların. Zanaatkarlar ne kadar azaldılar değil mi? Fabrikasyona geçince her şey zannatler de oldu. Kunduracilar, terziler...Çok boşlar artik. Onların yaptığı gibi değil simdi kullandiklarimiz. Soğuk makinelerin ürettiği ile biraz nasırlı, biraz paslı sıcak ellerin yaptığı bir olur mu...yaşanmışlık kokmuyor hic bir şey o yüzden çok kolay çöpe atiyoruz

    YanıtlayınSil
  16. Merhaba yeni kesfettim blogunuzu kaleminize hay
    Raran kaldim bnde beklerimm

    YanıtlayınSil

Yazıma yorum yapabilmeniz için daha önceden hesabınızı seçmeniz gerekmektedir. Herhangi bir hesabınız yoksa anonim olarak da yorum yapabilirsiniz.