Nostalji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nostalji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Plak Nereden Alınır?

Plak Nereden Alınır?

Eski dünyanın yeni dünya ile arası iyi değildir. Sadeliği seviyoruz, nostaljiye de merakımız var. Ama nedense hep yeni dünya kazanıyor.Yola taş plaklarla çıktık. Sonrasında 45'likler, 33'lükler derken yavaş yavaş elimizdeki pikapları bir kenara attık. Şimdi ise bazılarımız pişman olmuş ki, o tozlu raflardan pikapları geri çıkartıyor. Bunu kafadan söylemiyorum. Elimizde veriler var. Plak satışlarının son 7 yıldır arttığı ve bu yıl da 40 milyon yeni plağın satılması bekleniyormuş. Bu bahsettiğim miktar dünya müzik pazarının yüzde 15-18'ine tekabul ediyormuş.

Son zamanlarda plakları fazlasıyla takip eder oldum. Bir plak hangi yılda çıkmış veya onu değerli kılacak bir çıkış hikayesi var mı, diye araştırıyorum. Herhangi bir müzik cd'si veya kaseti için bu kadar inceleme yapmamıştım. Daha önceki yazımda da yazdığım gibi; bir şarkıyı plak ile dinlemek denize kendi gözünle bakmak ise, dijital dinlemek aynı denize fotoğraf ile bakmaktır.

Öyle düşündüğünüz gibi sabah akşam müzik dinleyen biri değilimdir. Fakat söz konusu plak olunca dururum, sessizce kenara oturur ve dinlerim. Özellikle klasik olmuş müzikleri dinlemeyi severim. Efsane klasikler ister yabancı olsun isterse de yerli olsun, benim için hiç farketmez.

plak dükkanı

Günümüzde eskiden olduğu gibi her albümün plağı basılmaz. Genel olarak sadece dönemine damga vurmuş albümleri tekrar günyüzüne çıkarıyor müzik şirketleri. Keşke o eski plakların hepsini yeniden bulabilsek de bu yeni basım plaklara lüzum kalmasa.

Hadi şimdi asıl konumuza "plak nereden alınır?" bakalım. Bahsedeceğim yerlerin hepsi internet sitesidir. Bazılarının fiili satış mağazaları vardır.

Yurtiçinden:

1-Hepsiburada: Birçok yerli 33'lük plak bulabilirsiniz. Hepsiburada altındaki mağazalarda bazı müzik şirketi plaklarını burada satış yapmaktadır.Fiyatları gayet makul.
2-D&R: Türkiye'de yabancı şarkıcıların plaklarının bulunduğu en geniş mağaza diyebilirim. Fakat stoklarında her plağı bulundurmadığından biraz temin sürecinde bekleyebilirsiniz.
3-Rainbow45 Records: Kendileri bir plak mağazasından öteye gitmiştir. Eski basılmış plakları kendi adı altında tekrar günyüzüne çıkarmıştır. Bazı plakların kapağında yayımcı olarak Rainbow45 Records ismini görebilirsiniz.
4-Opus3a: Yerli ve yabancı plaklarda geniş bir ürün yelpazesine sahiptir. Bir göz atmanızda fayda var.
5-Plak ve Ben: Ossi müzik ile işbirliği yaparak bazı plakların basımını yapmaktadırlar.

Yurtdışından:

1-Amazon: Yabancı plakların neredeyse hepsinin bulunduğu site. Beatles, Frank Sinatra gibi Türkiye'de nadir bulunan plakların sıfırına buradan rahatlıkla ulaşabilirsiniz. Özellikle amazon.de sitesinden alırsanız ücretsiz kargo hizmetinden de faydalanabilirsiniz. Plağınız elinize ulaşmazsa korkmayın, koşulsuz olarak tekrar gönderim yapmaktadırlar.
2-Discogs: Bu site uluslararası bir 2.el plak sitesi. Elinizdeki satmak istediğiniz plağı buraya koyuyorsunuz. Karşıdan o plağı isteyen kişi plağı satın alabiliyor. Ayrıca elinizdeki plakları bu sitede arşivleyebilirsiniz.Yalnız bu site Paypal Türkiye'de var iken kullanışlıydı. Şimdi güvenilir olup olmadığını bilmiyorum. 


Bunlar benim bildiklerim. Sizin de tavsiyeleriniz varsa yoruma yazabilirsiniz.


Kartpostalın İzinde | Seul Namsan Kulesi ve Gwanghwamun Kapısı

Güney Kore'den gelen kartpostallarda Seul şehrinin gece görüntüsü ve Gyeongbokgung sarayı kapısı Gwanghwamun var. Bu iki kartpostalı çok sevdim ve bana bunları gönderen kişiden ötürü gerçekten değerliler. Daha önce de dediğim gibi kartpostalların üzerindeki konuları sizler ile paylaşacağım.

Seul Namsan Kulesi

İlk kartpostalda şehrin yanındaki dağdan gökyüzüne uzanan Namsan Kulesi var. Güney Kore'nin başkenti Seul şehrinde bulunan Namsan dağına yapılmış, televizyon ve gözlem kulesi olarak kullanılan bir kule. Namsan kelime anlamı olarak Korece'de güney anlamına geliyormuş. Burası neredeyse şehrin her tarafından görülebilecek şekildeymiş. Yapımına 1969'da başlanmış ve 1971 yılında yapımı tamamlanmış. Yüksekliği ise 236 metre. 1980 yılında halka açılan bu kulenin şu anki resmi adı N Seoul Tower olduğunu okudum. Sanırım Koreliler burayı şehrin sembolü olarak görüyorlar. 

Seul şehrinde Han nehri veya Gyeongbokgung Sarayı (Hanedan sarayı) gibi birçok eşsiz güzelliği varken buranın sembol yapılmaya çalışılması bana ilginç geldi. Namsan Kulesine birçok turist gezmeye gelmesinin yanı sıra buraya pek çok çift kilit asmaya geliyormuş. Bu asılan kilitlere aşk kilidi diyorlamış. Çiftler kilitlerini astıktan sonra anahtarını Namsan dağının yamacından aşağıya savururlarmış. 

Seul Namsan Kulesinin şehirden görüntüsü

Gwanghwamun Kapısı, Gyeongbokgung Sarayı'nın ana ve en büyük kapısıdır. Gwanghwamun  "aydınlanmanın ışığı tüm dünyaya yayılsın" anlamına gelmektedir. Joseon hanedanlığı tarafından yaptırılan ve 1395'te hanedanın merkezi olarak hizmet vermeye başlayan Gyeongbokgung Sarayı turistler tarafından büyük ilgi görüyor. 

Gwanghwamun Kapısı
Joseon hanedanlığı 1392-1910 yılları arasında Kore'yi yönetmiş olan bir hanedan. Fakat Gwanghwamun Kapısı Kore tarihinde acı bir yere sahiptir. Japonya'nın Kore'yi işgali sırasında bu kapıyı yıkıp yerine kendi genel yönetim binalarını yapmışlar. Daha sonra 1968 yılında kapı yeniden inşa edilmiş, günümüzdeki halini almıştır. Bu bilgileri ilk okuduğum zaman neden Korelilerin Japonları genel olarak sevmediklerini anladım. 
Eğer Seul'e yolunuz düşerse bu saraya uğramayı unutmayın.  

Gwanghwamun Kapısının günümüzdeki hali

 

Kartpostalın İzinde | Fuji Dağı


     Mektuplaşmak samimiyetin, saygının, özlemin, sevginin ve geleceğe yönelik hayallerin zaman kaygısı olmadan ifade edilmesidir. Kısaca karşıdakine "İkimiz bir arada değiliz ama aklım hep sende." demenin bir yoludur. Kartpostallar ise mektuba görsellik katar.

      Teknolojinin gelişmesiyle bayramlarda, yılbaşlarında, doğum günlerinde kart atma geleneği maalesef unutulmaya yüz tuttu. "Bir zamanlar kartpostallar vardı, hatırlıyor musun?" sorusunu ileride kendime sorar mıyım diye merak ediyorum. Nedeni ise uzun zamandır severek kart atan biri olmamdır. Bu yurtdışından tanıdığım ve belli dönemimi geçirdiğim arkadaşlarımın sayesinde oluyor. Birisinin bana whatsapp'tan veya facebook'tan kartpostalın yola çıktı demesinin güzelliği hiçbir şeyde yok. Kendisi uzakta olsa da zaten görüntülü görüşme fırsatımız var. İşte samimiyet, o postacının elinde gelen kartpostalda gizli olmuş oluyor. Onu almak için kitapçıya girer, rafta dizili olan birçok kartpostal vardır yalnız sen birini alırsın. En özel olanını seçersin.

     Lafı biraz dolandırmış gibi olsam da burada anlatmak istediğim, elimde olan kartpostalların üzerindeki konuyu sizler ile paylaşmaktır. Kartların üstünde belki bir şehrin belki de kültürel bir değerin resmi olabilir. Bu sayede hepbirlikte bazı konular hakkında bilgiler öğrenmiş olacağımızı düşünüyorum. Bu tür yazıları arada yazmayı düşünüyorum. O zaman bugün Japonya'dan gelen kartpostala bakalım.


     Japonya'dan gelen kartpostalda Fuji Dağı ve uçan kuşlar var. Bu dağın Japonlar için önemli olduğunu ve eğer bir Japon vatandaşı olan biri Fuji Dağı ilgili size bir şey hediye ediyorsa saygı gösterdiğinin bir işareti olabileceğini duymuştum. Bunun ne kadar doğru olduğunu bilmiyorum.

     Yüksekliği 3776 metre ve Japonya'nın sembolu olmuş bir dağ. Japon halkı tarafından Fuji Dağı’na tanrıların evi olarak büyük saygı duyulmakta olup eski çağlardan beri kutsal bir dağ olarak tapmışlar. Sonsuzluk, ebediyet dağı denmesinin nedeni bu olmuş olabilir.

    Fuji Dağı’nı güzel kılan şey ihtişamlı görüntüsü ve üzerinde sürekli asılı duran kardır. Bu yönüyle Dünya'nın birçok yerinden turistler bu manzarayı görebilmek için Japonya'ya gelirler. Umarım birgün bizim de yolumuz Japonya'ya düşer..
Fuji Dağı

Kunduracı Amcam

     Soğuk kış gününde eski ahşap dükkana girince yüzüme sobanın sıcacık havası çarptı. Gözümü ustaya çevirdim ve ayakkabı tabanına ökçe çakan boyalı yaşlı ellerini gördüm. Yılların ağırlığını bu ellere yüklemiş amcamız. Gücü kuvveti yettiği kadarınca üç çocuk büyütmüş. Aklında kötü düşünce nedir diye bilmez, herkese yardımcı olmuş. Kendisi gurbet hasreti içinde buralara gelmiş ve yıllar önce dükkanını açmış. Şimdi ise dükkanda işi olmayan bile ustanın hatrını sormak için gelirler ve bir çayını içerler. Ezan sesini duyunca ise işini bırakır ve dükkanın kapısını sadece kapatarak camiye koşar. Asker gördü mü hemen ortaya güzel bir sofra çeker, ceplerine harçlık koymadan göndermez. 
     Ustama sordum: Bu mesleği tüm incelikleriyle nasıl öğrendin?  
     İnce ve titrek bir ses ile sabahlara kadar çalıştım. Hatta bir dükkandan başka kalacak yerim yoktu, ben de dükkanda yattım. Kışları soğuk geçen bir yerdir burası, şu küçücük sobam bana yetti. Ama şimdiler bilmez bunları nasıl zorluklar yaşadığımı. Çok şükür elimiz ayağımız tutuyor.

Teknolojide Kısa Bir Yolculuk



     Bugün teknoloji çok hızlı gelişmekte ve buna binaen elimizdeki teknolojik cihazlar da değişmekte. Geçen gün bir disket gördüm ve o günleri hatırladım. "Bunun ne olduğunu biliyor musun?" diye kuzenime sordum ve ilk defa gördüğünü söylüyor. Daha çok değil yaklaşık on yıl önce kullandığımı hatırlıyorum. Ama sonrasında elimizdeki disketleri flash disk ve harddisklere değiştik. Disketlerin depolama alanları yanlış hatırlamıyorsam 1.44 mb idi. Yani şimdi resimli bir word dosyasını atsan içine sığmayacaktır. Ortaokulda iken okula devamlı disketlerle dönem ödevleri ve powerpoint sunuları götürdüğümü hatırlarım. Bilgisayara takınca kulağı rahatsız eden kesik kesik gelen sesi vardı.